Sanat Tarihçisi Özgül Yıldırım Sanatın Yolculuğu için ”18. Yüzyıl Kütahya Seramikleri” yazısını yazdı.Okumanızı tavsiye eder,kendisine teşekkür ederiz…
17. yüzyılın sonlarından itibaren İznik çiniciliği eski önemini yitirirken Kütahya çiniciliği ön plana çıkmaya başlamıştır. 18. yüzyıl Kütahya çiniciliğinin gelişmesinin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki farklı dinlere mensup cemaatlerin özgürleşmesiyle aynı döneme denk geldiği ileri sürülmektedir.
Bu dönemde Kütahya atölyelerinin önemli bir kısmını şehirdeki Ermeni nüfusunun denetiminde olduğu bilinmektedir. Özellikle kiliseler için Ermeni ustalar tarafından yapılan Hıristiyan içerikli motiflerle süslü bir çini ve seramik üretiminin var olduğu ve bu yapılarda kullanılan çinilerin İznik çini ve seramiklerinden farklı bir üslupta yapıldığı görülmektedir.
Kütahya Seramiğinde Malzeme-Teknik ve Süsleme
Kütahya’da bu dönemde kuvvetli bir üslup ve modern anlayışla eserler yapılmıştır. Bu seramikler, İznik seramiklerinden farklı bir üslupta yapılmış süsleme anlayışı ve üretim amacı açısından sade halk sanatı özelliği göstermektedir. Türk seramiğinden bağımsız ve Kütahya’da 14. ve 17. yüzyıllarda üretilmiş örneklerinden farklı olarak serbest ve hafif fırça darbeleri ile stilize edilmiş motifler sıklıkla uygulanmıştır.

Fincan, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu Fincan Zarfı, Çinili Köşk Müzesi (G. Kürkman, 2005)
(G. Kürkman, 2005)
Bu dönem seramiklerinin genellikle beyaz veya krem renkli hamurlu, beyaz astarlı, çoğunlukla şeffaf renksiz sırlı yapıldıkları görülmektedir. Bu seramikler, belirgin olarak görülen sarının yanında siyah, yeşil, kobalt mavisi, mangan moru, kırmızı ve firuze renkleri ile boyanmıştır.
Seramiklerin üzerleri stilize edilmiş bitkisel motifler, damlalar, madalyonlar insan ve balık, kuş gibi hayvan figürleri ile dini konulu motiflerle süslenmiştir.

Fincan, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu Fincan Zarfı, Çinili Köşk Müzesi (G. Kürkman, 2005) (G. Kürkman, 2005)
Bu yüzyılda üretilen bazı objeler ve özellikleri şu şekildedir;
Kütahya seramikleri içerisinde ayrı bir yeri olan fincan oldukça fazla üretilmiştir. Form bakımından genellikle ağız kenarı düz ve halka dipli fincanlar Zarflı ve zarfsız fincanlar diye iki şekilde incelenebilmektedir. Süsleme de ise bitkisel motifler sıklıkla kullanılmıştır. Fincanların bazılarının içi bezemeli bazılarının içi ise bezemesizdir. Bazı fincanlarda ise herhangi bir süsleme bulunmamaktadır.
Çinili Köşk Müzesi koleksiyonunda bulunan yalnızca bir fincan zarfı örneğinde ise zarfın içi kerubin ve balık figürleriyle süslenmiştir.
Askı Süsleri;
Top ya da yumurta formundaki askı süsleri, genellikle ibadet yerleri için üretilmiştir. Yağ kandillerinin üzerine gelecek biçimde zincirle, kandil ve tavan askısı arasına asılan askı süslerinin Camiler için üretilenlerinin üzerinde dualar ile Allah ve Hz. Muhammed’in isimleri yazılmış, Hıristiyanlar için üretilenlerinin üzeri ise melek figürleriyle süslenmiştir.
Bu objelerin yalnızca üç işlevi bulunmaktadır; Daha çok dekoratif görüntü sağlamak, asılı kandillerin ışığını yansıtmak ya da kandildeki yağa farelerin ulaşmasını önlemek üzere kullanılırlardı.
Askı süslerinin haç ve melek motifli örnekleri görülürken, bezemesiz örnekleri de bulunmaktadır.
Tabak;
Günümüze ulaşmış tabakların üzerinde bitkisel motifli olanlarının yanı sıra yoğun olarak hayvan ve insan figürlerinden oluşan kompozisyonların da mevcut olduğu görülmektedir. Bu süslemelerde özellikle kadın figürü sıklıkla kullanılmıştır. Seramiklerde İnsan figürlü süsleme anlayışı günlük hayattan kesitler yansıtmasının yanı sıra Kütahya giysileri hakkında fikir edinebilmeyi sağlayan belge niteliğinde olduğu için önemlidir.
Yüksek başlıklarıyla gösterilen kadın figürleri bazen toplu veya açık saçla ve saçlarında çiçek takılı şekilde, bazen de ellerinde çiçek tutar şekilde gösterilmişlerdir. Bazı tabaklar da ise kadın figürleri çubukla tütün içer şekilde çizilmişlerdir. Bu tabakların erkek figürlüleri de koleksiyonlarda bulunmaktadır.
Tabakların birinde ise bir ciğer satıcısı figürü görülmekte, bu durum yine dönemin sokak satıcıları hakkında fikir vermektedir.
Matara:
Klasik formda ağız kısımları kimi zaman dışa dönük kimi zaman yonca ağızlı üretilmişlerdir. Mataralar üzerinde bitkisel motiflerin yanı sıra ve figürlü süsleme anlayışı da mevcuttur.
Mataraların üzerinde geleneksel kıyafetli kadın figürleri yine sıklıkla çizilmiştir. Genellikle ellerinde çiçek tutarken ya da çubukla tütün içerken gösterilmişlerdir. Hayvan figürlü örnekleri de bulunmaktadır.
Gülabdan:
Neredeyse tümü aynı formda, farklı boyutlarda olan gülabdanlar alt kısmı şişkince yukarıya doğru daralan armudi formda üretilmişler, genellikle bitkisel motiflerle süslenmişlerdir. İnce yapılı boyun kısımlarının kırılmaması için bu kısımların metalle özellikle de gümüşle kaplandığı örnekleri bulunmaktadır.
Sürahiler ise genellikle armudi formludur. Üzerleri bitki motifleriyle süslenmiştir. Suna ve İnan Kıraç koleksiyonunda bulunan bir sürahi üzerinde ise birbirlerine sarılmış biri sarıklı, diğeri papaz başlıklı iki erkek figür görülmektedir.
Sonuç olarak;
18. yüzyıl Kütahya Seramikleri özgün bir üsluba sahiptir ve döneminde belli kültürlerden etkilenmiş ve kendinden sonraki seramik anlayışına yön vermiştir. ( yeni obje anlayışı gibi).18. yüzyılın sonlarına doğru bu seramiklerde astar kullanılmadığı, renklerdeki canlılığın kaybolduğu, hamurun kalınlaştığı ve kullanılan sırçanın parlak ve temiz olmadığı sır altında boyalarda, akmalar olduğu, konturların ise gelişi güzel yapıldığı görülmektedir. Üretimdeki canlılığa rağmen ise de atölyelerin sayısında düşüş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum kimi araştırmacılar tarafından 18. yüzyılda Osmanlı pazarına giren ithal kap kaçak nedeniyle Kütahya seramiklerine olan talebin son dönemlerde azalmasıyla açıklanmaktadır.
Kaynakça;
1. Altun, A. (1998). Osmanlı’da Çini Seramik Öyküsü. Creative Yayıncılık ve Tanıtım Ltd. Şti.
2. Aslanapa, O. ( 1965). Anadolu’da Türk Çini Ve Keramik Sanatı. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, 10 Seri/V Sayı/1 İstanbul: Baha Matbaası.
3. Aslanapa, O. (1949). Osmanlılar Devrinde Kütahya Çinileri. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, Sanat Tarihi Enstitüsü. 5. İstanbul: Üçler Basımevi.
4. Aslanapa, O. (1999). Türk Sanatı. İstanbul: Remzi Kitabevi.
5. Aslanapa, O. (1993). Türk Sanatı El Kitabı. İstanbul: İnkılâp Kitabevi.
6. Evliya Çelebi Seyahatnamesi.(1969). (Çeviren, Danışman, Z.). c.13, Zuhuri Danışman Yayınevi, İstanbul: Özaydın Matbaası.
7. Güney, Z., Güney, N. (2007). Osmanlı Süsleme Sanatı.
8. Öney, G. (1987). İslam Mimarisinde Çini. Ada Yayınları.
9. Öney, G., Çobanlı, Z. (2007). Anadolu’da Türk Devri Çini ve Seramik Sanatı. T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. İstanbul.
Sanat Tarihçisi
Özgül Yıldırım

