Mimar Ahmet Kemalettin (İstanbul 1870 – Ankara 1927)

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında gelişip, Cumhuriyet’in ilk on yılında da etkisini sürdüren I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın en tanınmış uygulayıcılarındandır.
Yüksek öğrenimini 1887-91 arasında Hendese-i Mülkiye Mektebi‘nde tamamlamıştır. Burada; Alman Kos, Avusturyalı Forcheimer, ve Alman Jasmund‘un öğrencisi olmuştur. Osmanlı mimarlığını incelemek için Alman hükümetince İstanbul’a gönderilmiş olan Jasmund, Kemaleddin Bey‘in öğrenci olduğu yıllarda Sirkeci Garı‘nın (1889-90) tasarımıyla görevlendirilmişti. Mezun olur olmaz Jasmund’a asistan olarak atanan Kemaleddin Bey, Jasmund’un üzerinde çalıştığı Sirkeci Garı’nın biçimlemesinden etkilenmiştir. Öyle ki  ileride tasarladığı Evkaf-ı Hümayûn Nezareti ve Edirne Garı gibi yapılarda bu etkinin izleri görünür.

1891-1905 arasındaki asistanlığı sırasında açtığı özel bürosunda bir yandan da ilk yapıtlarını tasarlamaya başlamıştır; Rumelihisarı‘nın tepelerinde, Galip Bey için yaptığı iki köşkü İstanbul’un çeşitli yerlerinde gerçekleştirdiği köşk ve konutlar izlemiştir. Çoğu ahşap olan bu ilk konutlardan başka Nişantaşı‘nda Halil Paşa ve İsmail Paşa Konakları‘yla Ortaköy‘de, koru içindeki Sultan Reşad Köşkü‘nü de tasarlamıştır.

1895‘te mimarlık eğitimi için devlet tarafından Berlin‘e gönderilmiştir. Berlin‘de Charlottenburg Teknik Yüksekokulu‘nda iki yıl mimarlık eğitimi gördükten sonra, iki buçuk yıl da çeşitli mimarların yanında çalışmıştır.

1900’de yurda döndükten sonra Hendese-i Mülkiye‘deki görevine yeniden başlamış, ertesi yıl Harbiye Nezareti Ebniye-i Askeriye (askeri yapılar) mimarlığına ek görevle atanmıştır. Ulusal mimarlık konusundaki düşüncelerini ve bu yöndeki ilk yapıları da ilk kez bu yıllarda belirmeye başlamıştır.

XX.yüzyılın ilk yıllarında gelişen Türkçülük, mimarın bu dönemdeki yapılarına, Ahmed Cevad Paşa ve Gazi Osman Paşa Türbeleri‘nde görüldüğü gibi, Klasik Dönem Osmanlı Mimarlığından esinlenmiş yapı öğelerinin yüzey düzenlemelerinde kullanılışı biçiminde yansımıştır.

Kemaleddin Bey’in II. Meşrutiyet döneminden önce tasarladığı en son yapı, Ahmed Râtip Paşa için Çamlıca‘da gerçekleştirdiği büyük konak olmuştur. Aynı zamanda mimarın son ahşap yapıtı olan Ahmed Râtip Paşa Konağı özellikle büyüklüğü ve görkemli merdiven holüyle dikkati çekmekte, ancak, biçimlemesinde, o yıllarda Batı’da ve İstanbul’da moda olan Art Nouveau akımından izler taşımaktadır

Kemaleddin Bey’in mimarlık açısından en verimli dönemi 1909-19 arasındaki 10 yıl olmuştur. 1909’da II. Abdülhamid‘in tahttan indirilmesinden sonra çağdaşlaşmaya yönelik bir atılımla, bütün devlet kurumlarında yenileştirme ve düzenleme girişimlerinin olduğu bu dönemde, Evkaf Nezareti’ne bağlı, vakıf yapılarının onarımıyla uğraşacak bir inşaat ve tamirat sermimarlığı (müdürlüğü) kurulmuş ve başına Kemaleddin Bey getirilmiştir.

Bu dönemde gerçekleştirdiği yapıtları arasında, Vakıflar‘a ait yedi büyük iş hanı, Bebek (1913), Bostancı Kuloğlu (1913) ve Bakırköy Kartaltepe (1923-24) Camileri ile Bostancı İbrahim Paşa, Ayazma ve Eyüp Reşadiye Mekteb-i İbtidaileri bulunmaktadır. Vakıf hanlarından beşi İstanbul’da ikisi de Ankara’da uygulanmıştır. Aynı yıllarda ülkenin çeşitli kentlerinde uygulanmak üzere okul, cami vb tasarımları gerçekleştirdiği de bilinmektedir.

 

Mimar Kemalettin, İstanbul’da 4. Vakıf Hanı‘nı, Bostancı ve Bebek Camileri ile Tarlabaşı‘ndaki Kemer Hatun Camisi’ni, Eyüp‘te V. Mehmet Türbesi ile Şişli Hürriyet Tepesi‘nde Mahmut Şevket Paşa‘nın açık Türbesini, Lâleli Tayyare Apartmanlarını (bugünkü Merit Antik Oteli), Ankara‘da DDY Merkez Binası ile Gazi Terbiye Enstitüsü‘nü yapmıştır. Ayrıca Edirne – Karaağaç Tren İstasyonu (Şimdiki Trakya Üniversitesi Rektörlük Binası) da yine Mimar Kemalettin’in yaptığı bir başka önemli eseridir.

About

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required