Bilime ve sanata büyük saygı duyan Atatürk, güzel sanatların önemini ve yerini daha Kurtuluş Savaşı’nın hemen sonrasında dile getirmiş ve yaptığı konuşmalarda tabuları yıkmaya ve bu sanatları halka tanıtmaya çalışmıştır.
Bilindiği gibi Ocak 1923 tarihinde Bursa’da Şark Sineması’nda halka hitaben yaptığı bir konuşmada,
sorulan bir soru üzerine, “…İnsanlar mütekâmil olmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin icabettiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin tarik’i terakkide yeri yoktur. Halbuki bizim milletmiz, evsafı hakikiyesiyle mütemeddin ve müterakki olmaya lâyıktır ve
olacaktır”demiştir. Daha 1923 yılında söylenen bu sözlerin, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini “kültür”ün oluşturduğunu söyleyen ve güzel sanatlarda ilerlemeyi çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmakla bir tutan Atatürk’ün sanata yaklaşımını göstermesi açısından önemi büyüktür.
Atatürk müzik icra eden, tiyatro oynayan ya da resim yapan bir sanatçı değildir. Ancak O, kişiliğiyle, güzel söz söyleme ve konuşma yeteneğiyle, sanata ve sanatçılara verdiği önem ve yüklediği misyonla
ve hatta giyim tarzıyla sanatçı kişiliğini ispatlamış bir devlet adamıdır. Atatürk’ün güzele ve güzelliğe olan tutkusu ise herkesin malûmudur. Öyle ki, güzelliğe “çirkine tahammül edemiyorum”diyecek kadar da tutkundur. Bu konuda “Sanat güzelliğin ifadesidir.
Bu ifade söz ile olursa şiir, ezgi ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltraşlık, bina ile olursa mimarlık olur” tarzında pek çok sözü de mevcuttur. Atatürk’ün sanatçı kişiliği, onun sanata ve sanatçıya olan bakış açısını, yaklaşımını ve beklentilerini çok etkilemiş, hatta verdiği bu değer, söylemlerine,
eylemlerine kadar işlemiştir. Öyle ki, ressam İbrahim Çallı’ya bir sohbet esnasında söylediği sözler, O’nun sanatçılardan beklentisini yansıtması açısından kayda değerdir. Atatürk Çallı’ya şöyle söylemiştir:
“Aynı milletin çocuklarının hep beraber bulunarak birbirlerini tanımaları, birbirlerini sevmeleri ve bu birlik sevgisinden çıkacak yüksek hislere aynen tâbi olmaları güzel bir şeydir. Eğer güzel sanatlar
müntesibi sıfatıyla siz bunu tespit ederseniz, bütün millete ve bütün insanlığa hizmet edersiniz”. Yani bir anlamda sanatçıların birlik beraberlik duygularını kavrayarak bunu topluma yansıtmalarını, millete hizmet etmekle bir tutmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk, sanatı “medeni uluslar yanında yer alabilmenin bir aracı”, sanatçıyı da “kendinde ve milletinde var olan yüksek insanlık vasıflarını sanatı aracılığıyla tanıtan” bir kişi olarak kabul etmiş
İnkılâplarını sanatla ve sanatçıyla da tamamlamaya çalışan ender devlet adamlarından birisi olarak karşımıza çıkmıştır.
Kaynak:Atatürk’ün Sosyal ve Kültürel Politikaları-Seda Bayındır Uluskan


