Avrupa Sanatının Oluşma Süreci

ERKEN HIRİSTİYANLIK VE KAROLANJE SANATI:
Erken Hıristiyanlıkla başlar karolanj devri, romanik devir, gotik devir, Rönesans devri, maniyenizm(geçiş devresi), barok devri ve rokoko devirleri sıra ile takip ederler.

Tarihsel Dönüşüm: Geç antik dünyanın çok tanrılı inançlarına zıt, tek tanrılı bir inanç olarak ortaya çıkmıştır. Esasen Grek dünyasında da sonsuz tek tanrı inancını ileri süren filozoflarda bulunur. Hıristiyanlık bu süreçte doğmuştur. Hrıstiyanlığın ibadet şekli kısmen antik devir özelliklerini yansıtıyordu. Özellikle antik dönem giysileri rahipler tarafından benimsenmiş kullanılmaya devam edilmiştir. Roma imparatoru Konstantin İ.S 330 da Kostantinopla nakletmiş ölümünden sonra oğlu Teodisius Konstantinopla yı başkent ilan etmiş ve Doğu Roma adını almış.Bu siyasi gelişme doğrudan doğruya Hıristiyanlığın doğu dan doğarak gelişmesine sebep olmuştur. Bizans sanat faaliyetleri için antik mirası benimsemiş tereddüt etmemiş, bu kültürün kendi gereksinimine göre gelişmiş fakat aynı durum Batı Roma için geçerli değildir. Zira Avrupa da özellikle Romandan kalma mevcut yapılar göçler sırasında yok edilmiş, kültürün devamlığını sağlayan okullarda ortadan kalkmıştır. Sanatın gelişimi engellenmiş. Ayrıca yüzyıllarca savaş ve hastalıklar mesleki geleneğinde yayılmasına engel olmuştur. Sadece Doğu Roma Grek Roma kültürünü koruyabilmiştir.

Avrupa Göçleri: Mısırlılar, Mezopotamyalılar, Grekler ve Romalılar tarımı geliştirip yüksek bir kültür yaşarken, Avrupa’nın batısında Kelt, Slav, Germen halkı ortaçağın karanlığı içindeydi. Bu toplumlar daha kolay hayat sürmek için göç etmeye başlamışlardır. Güneye ilk inen Keltler, orta Fransa, Belçika, güney Almanya ve Avusturya’ya kadar yayılmış İ.Ö 600 yılına kadar İngiltere, İrlanda, İspanya ya kadar gitmişlerdir. Kralları Brennus Zamanında İ.Ö 387 Romayı bile ele geçirmişlerdir. Düğer taraftan Keltler İ.Ö 287 de Bergama ya kadar gelerek burada Galad(Galya) adı ile bir devlet kurmuşlardır. Avrupa’da ki Keltler ise güneyden Roma, kuzeyden barbarların baskısı ile İrlanda ya yerleşmişlerdir. İrlanda ya yerleşen bu Keltler İ.S 463 te Hrıstiyanlığı kabul edip
Avrupa’daki diğer halklara misyonerler yollayarak Hrıstiyanlığı kabule davet etmişlerdir. Germenler ise Bronz çağında İ.Ö 2000 li yıllarda bugün ki İskandinavya da yaşıyorlardı. İ.Ö 1000 yılına kadar Tuna nehrine kadar inerler. Gotlar ise Baltık Denizi ve Karadeniz’e kadar yayılmıştır. İ.S 375 te doğudan batıya doğru göç eden Hunlar Avrupa’da yeni göçlere sebep olmuşlardır. Bu göçler Avrupa’yı yıllarca düzensiz bir hale sokmuştur. Bu göçlerden sonra Doğu Gotlar batıya, Batı Gotlar ise İspanyaya yerleşmişlerdir. Vandallar kuzey Afrika’ya kaçtı ve göç eden halklar yerli halkla karışarak bugün ki halkları oluşturdular. Böylece İngiliz adalarını Angeller-Saksonlar, Fransaya Burguntlar, kuzey İtalya ya Langobatlar yerleşmiştir. Loireye inen Franklar Romalılaşmış kentlilerle birleşerek Latin dilini benimsemişlerdir. Slavlar Balkanlar ve doğu Avrupa’ya yerleşmişlerdir. Bütün bu olaylar sonucunda Avrupa’nın hrıstiyan olması 5. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar sürmüştür. İ.S 2.yüzyılda Hıristiyan Suriyeli tüccarlar Galya ya gelmiş ve burada diğer halklarla ticari ilişkiler sonucu 3.yüzyılda Fransa Pruz ve Paris’e taşınmış 4.yüzyılda ise Avrupa’nın Çoğu kenti hrıstiyanlıkla tanışmıştır. Batı Gotlar, Bandallar, Vizigotlar, 4. Yüzyılda hrıstiyanlığı kabul etmiştir. İ.S 597’den itibaren Britanya Adaları, 9. Yüzyılda Danimarka, 11. Yüzyılda İsveç ve Norveç Hıristiyan olan ülkelerdir.

Avrupalı Kavimlerin Sanatsal Faaliyetleri: Avrupa’nın Kuzey halklarının sanatları Hıristiyanlığın ilk yıllarında sadece soyut süs bitkileri motiflerinden ibaretti, yapı malzemesi olarakta sadece ahşaptan faydalanılıyordu. İlk kitap süsleri Keltlerin İncillerindeki İsa, Meryem ve bir gül şeklinde motiflerdir ki bunların da zaten Suriye etkili olduğu düşünülmektedir. Germenlerin ilk sanat eserlerinde çember ve helezon şeklinde motifler görülür. Zamanla İskitlerin kuş başı motifi İ.S 500 lerde Germenlerde, Franklarda ve İngiltere Adalarında görülür ki buda yine doğudan göçlerle gelmiş olmalıdır. Avrupa kuzey halkları ev tipide ahşaptan yapılan basit dikdörtgenlerden ibarettir. Orta ve kuzey Avrupa da taş yapı geleneği Romalılar tarafından getirilmiştir. Fakat yüzyıllar boyu göçler nedeniyle bu geleneğin unutulduğu sanılmaktadır. Bu kapsamda akla iki soru gelmektedir. İlki Avrupalıların ortaçağda ibadet amaçlı kutsal yapıları varmıydı varsa ne şekildeydi? İkinci soru ise Bunlar Hıristiyan olduktan sonra ne tür yapılar geliştirmişlerdir? Kuzey halkların Hıristiyanlıktan önceki dinleri güneş vb. doğa güçlerine inanmaktı. Germenler ilahlarına dağlarda Keltler ise ormanlarda tapıyorlardı. İlk tapınakları 3 sahınlı ahşap bir salondan ibaretti. İlk kutsal yapıları ise Hıristiyanlığın kabulü ile kuzey Avrupa’da yapıldığı anlaşılıyor. Zira Norveç halkı Hıristiyan olduktan sonra Kütük Kilise adında bir yapı türü geliştirmişlerdir. Ahşapa olan bu yapı daha sonra ortaya çıkan Romanik ve Gotik kiliselere de önemli etkiler yaptığı görülecektir. Sonuç olarak Avrupa orta çağda büyük göçlerle alt üst olurken ortaya hiçbir mimari konulmamıştır. Ama Doğuda İslamiyet hızla büyümüş kendine has mimari bir tür geliştirmiştir.
Erken Hıristiyanlık ve Devrinde Mimari Oluşumlar: Aslında Büyük Roma İmparatorluğu daha önce 3 y.y da ki çöküşünü ona tabii olan halkların ordularının yardımı ile engellemiştir. İktidar mücadeleleri ve adalet istekleri başkent Romadan çok eyaletlerde etkili olmuştur. Bu etki İ.S 212 de İmparatorluğa tabii olanlara vatandaşlık hakkı, Selevus Aleksandır ise Sınır muhafızlarına daimilik sözü vermelerine yol açmıştır. II. ve III. Yüzyılın en önemli İmparatorları Troyan, Hadiyan, Antonius Pius, Dioplesian gibi Romanın aksine eyaletlerden çıkmıştır. Bu durum eyaletler arası ilişkiyi geliştirmiş ve gizlice yayılan Hıristiyanlık öncelikle eyaletlerde, özellikle askerler arasında daha kolay yayılma ortamı bulmuştur. Dioplesian (285-313) zamanında imparatorluğun idare yapısında 4 başlılık söz konusuydu. Bu nedenle Roma başkent olma özelliğini kaybetmişti. Konstantin (306-337) 326 da tek başına iktidar olacaktır ki, 330 da başkenti Fortan Konstantinople veya Zekunda Roma ve 5. Yüzyıldan itibaren Roma Niva olan bugün ki İstanbula nakletmiştir. 313 te Konstantin bütün dini kültürlerin özgürlüğünü garanti altına almıştır. Dioplesian zamanında hor muamele gören Hıristiyanlar, Konstantin zamanında resmi haklarla donatılmıştır. Fakat bu durum İmparatorluğun dine müdahalelerini de beraberinde getirmiştir. Mimari bakımdan eski başkent Roma yeni başkent Konstantinople karşısında geri çekilmiş fakat Trioya, Filistin ve Diğer bölgelerde kilise yapımına devam etmiştir. Mimari yapılaşma olarak bu devirde Romadaki uzun planlı yapılar olarak 130 m uzunluğunda çapraz sahınlı arşivoltlu ve fenerli bir bazilika olan ve St Covanni İn Laterano olarak bilinen yapı inşa edilmiştir. Ayrıca çapraz sahınlı ve ayaklı bir bazilika olan Havari Kilisesi Sessorianda İruzalem Bazilikası ve Vatikan da St Pieter Kilisesi yapılmıştır. Merkezi planlı kiliseler ise 2katlı, sekizgen planlı ve sütunlu bir yapı olan Fontede ki St. Covanni Fenerli Vaftizhanesi ve Santacostanzada ki dairesel planlı yapı yapılmıştır. Aynı dönemde İstanbul’da ilk Ayasofya inşa edilmiştir. Filistin Betlehem Kutlu Doğum Kilisesi ve Kudüste Mezar Kilisesi yapılmıştır.

Konstantin Bazilikaları: İmparator Konstantin 313 te Hıristiyanlığı serbest bırakması ile ülkenin çeşitli yerlerinde bir dizi kiliseler yapılmıştır. Konstantin bazilikaları olarakta isimlendirilen yapıların özellikleri şunlardır.
1- Simetrik Bir mekân düzeni içinde bir atrium bir narteks, 3 ile 5 nefli bir naus kısmı ve presbiterium salonundan oluşur.
2- Bu plan şeması üzerine Bir çapraz nef eklenerek T şeklinde plan şeması geliştirilmiştir.
3- Tonoz örtü terk edilmiş kasetli ya da açık tavan örtü tercih edilmiş ve böylece orta nefin yüksek olduğu bir düzenlemeye gidilmiştir. 4- Uzun salon girişlerinde tavan kirişleri arşivoltlar kullanılmış.
5- Yapılarda genellikle hafif tuğla, tüf taşı ve kesme taş malzeme kullanılmış.
6- Antik devirlerden kalan sütun, sütun başlığı, taban kirişleri gibi devşirme malzeme ve bunların taklitleri kullanılmıştır.
7- Genellikle başlıksız mermer çerçeveli küçük pencere açıklıkları kullanılmış.
Diğer taraftan 337-397 yılları arasında Konstantin eski kültürel eşyaların çoğaltılması ile şehirlerde gösterişli kiliseler yapılmıştır. Bu devirde ayrıca keşiş Antonius (251-356) ile birlikte rahiplik hikâyesi başlamıştır. 4.yüzyılın 2. Yarısına gelindiğinde Milanoda St. Lorenzo Macciore, Romada St. Klement, İstanbul da ise ilk Ayasofya yapılmıştır. Büyük Teodosius 379-395 Hıristiyanlığı devlet kilisesi dini olarak ilan etmiştir. Put perestlik yasaklanarak Hıristiyan sanatının önü açılmıştır. Bu devir Teodosius Rönesans’ı olarak ilan edilmiş.4.YY da oğullarından Honorius ilerde Germenlerce yıkılacak olan Batı Romayı, Antemius ise Bizansı almıştır. Bu siyasi oluşum sırasında Romada St Paolo Fuorimur, Milano da St Akiumilo, Çiusi de bir bazilika ve Spoletoda St Salvatore İnşaa edilmiştir. 5. YY da ise Roma İmparatorluğu sınırları 404 yılında kalkmış, Batı Roma dağılmaya başlamıştır. Yinede iki plan şeklinde önemli kiliseler yapmışlardır. 1. Uzun Kiliseler: İlki Titilus Aemiliane, ikincisi Titilus Sahinea 422-432, Titilus Apostelerum Seu Eudoxia432-440, St Maria Maior 430-440 2. Merkezi planlı: İlki Fondi deki St Covanni Fenerli Vaftizhanesi 432-440, ikincisi ise St Stephano Rotondo. Batı Roma İmparatoru dış tehditlerden dolayı ülkesini yönetmek için 402 yılında İmparator Monorius başkenti Minoradan Ravennaya nakletmiş batı Gotlarından Alarikin Tehdidini fark edememiş ve baskılar sonucu Sicilya’ya kadar geri çekilmek zorunda kalmıştır. Ravenna kavimler göçü sırasında sanatsal ve politik olarak tekrar parçalanmış. Uzun bazilika planı İmparatorluğun her yerinde benimsenmiştir. Diğer taraftan haç formlu ve merkezi palanlılar ise daha çok Bizansın etkili olduğu yerlerde yapılmıştır. Mimari yapılılaşma için uygun bir ortamın oluşması aynı zamanda Hıristiyanlığın gelişiminin uzun bir süreç olması için uygun bir zemin hazırlamıştır. Doğu Romanın etkisi altındaki yerlerde ise bağımsız bir sanat ortaya çıkmıştır. Bu devirde Selanik’te 412 de yapılan Demetrius Bazilikası 634 de 5 nefli hale getirilmiştir. Empore ve çapraz nef de eklenmiştir. Bunun dışında merkezi planlı yapı olarak St George Kilisesi yapılmış Suriyede Kalplouse Bazilikası 3 nef li, Çifte kuleli cephesi ve ayaklı bir bazilika İnşaa edilmiştir. Yine Turmaninde ve Kalatsimanda merkezi Planlı bir oktagon (sekizgen planlı) haç formlu 4 kollu bazilika merkezine yerleştirilmiş. Mısırda Menepoliste vaftizhane ile aynı aks grubunda iki bazilika İnşaa edilmiştir.
6.YY da Dini Mimari Yapılılaşma: 527-565 yılları arasında geniş ölçüde Doğu Roma İmparatoru Vistinjan I. Eserleri görülmektedir. İmparator Vistinyan I. güç kullanarak Gotları italyadan sürmüş, Kuzey Afrika’da Vandalları yok etmiş ve imparatorluğun eski birliğini, Britanya, Galya ve Batı Gotların idaresindeki İspanya hariç yeniden kurmuştur. Onun kurmuş olduğu vakıf müessesleri Erken Hıristiyan ve Bizans sanatının son doruk noktası olarak kabul edilmektedir.
6.YY daki mimari yapılaşmalar: Bu yüzyılda İstanbul’da St. Sergios ve Bakos, Havariun, Ayasofya, Aya Eirene( emporeli kubbeli bir bazilika) kiliseleri kurulmuştur. Yunanistan’da Philipi Bazilikası, Anadoluda Efeste Johannes bazilikası ve Meryem kilisesi yaptırılmış, İtalya da Grallroda Katedrali, Vaftiz Kilisesi, St Maria De La Grazie, Roma da ise emporeli bir bazilika olan St. Lorenzo Paoli Le Mura, Suriye de Thurmanin Bazilikası ve Kalb Lozahe Hac Kilisesi yapılmıştır. 7.YY da Dini Mimari Yapılılaşma: Bu yüzyılda bazı siyasi olayların ön plana çıkmasından dolayı mimari ve sanatı doğrudan etkilemiştir. 640-650 yılları arasında Araplar Mısır, Suriye, Kuzey Mezopotamya’yı fethetmiş bunun sonucunda Bizans İmparatorluğu topraklarının yarı yarıya kaybetmiştir ve bütün gücünü eski Yuna dünyasını korumaya vermiştir. Bu dönemde Latin Roma güçlenmiş, Bizansa baskısı artmış ve Latin İstilası ile İstanbulda 500 kilise, 300 manastır yok olmuştur. İstanbul da 7.yy ait 12 kilise Türk döneminde camiye çevrildiği için günümüze ulaşmıştır.

Hıristiyan Bazilikalarının Kökeni ve Oluşumu: Hıristiyan bazilikalarının bulunuşu kesinlikle kendiliğinden oluşmamıştır. Köken olarak çok sayıda kaynağa dayanır. Şuda kesindir ki bazilikal plan şeması antik Yunan tapınaklarından da türetilmemiştir. Çünkü kilisenin amacı tanrıya tapınma evi olmalıydı, zira antik devirde tapınağa sadece dini kutlamalar ve kurbanını sunak masasına bırakıp çıkmak için gelinirdi. Oysa hıristiyanların ibadet maksadı ile bir toplanma mekânına ihtiyaçları vardı. Bu ihtiyaç başlangıçlarda katakomplarda giderilmeye çalışılmıştır. Burada ki tasvirler 2.yy sonlarından kalmadır. Bunlar erken dönem hıristiyan sembolü olan; günahlardan arınma, ahiret yaşamı, iyi çoban, balık ve haç gibi sembollerle sınırlı idi. İncilin konularından, örneğin Çocuklu Meryem tasviri ilk 3.yy da ortaya çıkmıştır. İlk ayinler şahıslara ait evlerde yapılmıştır. Ayinlere katılanlar çoğalınca büyük mekân ihtiyacı doğmuştur. Bu yapılar aynı zamanda Rahiplerin gereksinim ve korunması için yapılmıştır. Bazı roma tapınaklarında apsis türü uygulamalar görülmektedir. Bunlar tam manada bazilikaların mekân kurgusu anlamında değildir. Nadiren paralel nef ayrımına sahiptirler. Bu durumda hıristiyan dinini ihtiyaçlarını karşılamaya en uygun yapı türü Romada ki adli yargı binalarıdır. Romada ki bazilikalara baktığımızda bunların değişik işlevler ve türde yapılar olduğunu görürüz. 1- Roma bazilikaları şehirlerde Pazar ve mahkeme yeri olarak görülürlerdi. Plan şeması olarak yükseltilmiş dikdörtgen bir orta nef, kenarlarda bu orta nef yan neflerle kuşatılmış şekildeydi. Pompei Bazilikası en güzel örneğidir. 2- Bu bazilikalar bazen sütunlu galeriler tarafından taşınırlardı. Örneğin RomaTrean formunda ki Bazilika Ulpea dır. Bu yapı planında hâkim ya da pazarcının bir kodes üzerinde veya apsisteki oturma yeri ve onun yan tarafında bulunan atlar bazilikanın düzenini belirlerdi. 3- Roma surları önünde İ.Ö 1.yy da küçük bir yeraltı pagan bazilikası güçlü bir şekilde yapının başında ve sonunda beşik tonozlu 3 nef giriş ve apsis doğrultusunu işaret eder.
4- Romada ki Domission Sarayı Bazilikasıdır.( İ.Ö 1.yy ) Düz tavan örtülü 2 katlı ve yan nefleri bulunur. Ayrıca girişin tam karşısında apsis benzeri bir uygulanma görülür. Bazilikal şemadaki bir diğer uygulama ise çapraz nef uygulamasıdır. Çapraz nef kökeni bir ihtimal başlangıçta tapınma amacı olan antik atrium evleri gösterilebilir. Bir diğeri ise avlusunun Kayzer Forenin den türetilmiş (2.yy dan kalmadır)olmasıdır. Eski Romada siyasi, ekonomik, kültürel ve dinsel merkezler olarak bilinir. Bu yapı Forum Romanın geliştirilmesi için kullanılmıştır. Forüm(5 İmparator Foreni toplanması)bunlar: Sezar, Avgustos, Nerva,Transtiporium ve Troyan Formudur. Bu Pazar yeri açık ve kapalı mekânlardan oluşmasına rağmen hıristiyan bazilikalarına benzer. Girişi, apsis yuvarlaklığı ile tapınağa benzer. Yan nefler dikdörtgen formda öne doğru orta nefe eşlik ederler. Ayrıca U planın sonundaki iki apsisli mekân troyan formunda bir çapraz nef oluşturur. Buradan hareketle imparator tanrı düşüncesi tek tanrılı hıristiyan inancına dönüşmesi ile Roma İmparatorluğu mimarisi, hıristiyan kültürünün dini yapılarına dönüşmüştür. Aynı şekilde Roma, Bizans ve Filistinde de Constantinin isteği üzerine yapılan kiliselerde büyük kilise çapraz nefleri ilham kaynağı olarak gösterilmektedir. Ancak Anadolu ve Kuzey Afrikada ki kiliseler bu etki dışındadır. Bu devirde gelişen ideal plan tipi bazilikadır. Bu şema 2 ile 4 yan nefli, nadiren emporeli, yüksek orta nefin olduğu baştaban kirişli, arkadlı duvarlar ve 1 çapraz sahınlı idi. Bu plan şemasındaki yapılarda sütunlar, başlıklar, çatı ve taban kirişleri devşirme malzemeden, çanak formlu başlıklar ve yamuk taşıyıcı yastıklar Bizanstan alınmıştır. Bazilikal planlı kiliselerde dikkati çeken bir başka uygulama üst örtüdür. İmparator Constantin’in düz ahşap tavan kullanma kararı ile yaklaşık 700 yıllık bir süre içinde büyük mekanın tonozla örtülmesi unutulmaya başlanmıştır. Kiliselerde ilk büyük tonoz örtü, St. Peyer Cluny III tür. 1100 de yapılmıştır, orta nefin çapraz tonozu 1120 de tamamlanmıştır. İdeal Bazilikal planda, batı kısımda sütunlu, revaklı, çeşmeli ya da kuyulu açık bir atrium ve arada bir narteks uygulandığı görülmektedir. Doğu bölümde ise koro bölümünde koro duvarları, bir atlar, piskopos kürsülü bir apsis bulunur. Katedral piskopos makamı anlamına gelir. İdeal bazilikalarda olması gereken bir diğer uygulama ise kulelerdir. Sonraki yıllarda cephenin iki yanına da uygulanmıştır. Erken Hıristiyan Devrinde Ravenna Yapıları: Bu devirde Ravenna da dini yapılar 3 ayrı dönemde incelenir. 1-Ravenna Batı Romalı Yapıları: 402-405 yılları arasını kapsar. St. Covanni Bazilikası (424), Ursian Bazilikası(450yılı, 5 nefli), Apostel Bazilikası (450 yılı, St. Francesko Kilisesi), St. Covanni İnfonte Bazilikası (Ortodoks Vaftizhanesi,400 yılı, 4 köşe apsisli sekizgen planlı), Gala Plesidian Mausoleum Bazilikası(440) dır. 2-Germen ve Doğu Gotları Yapıları: 476-540 yıllarını kapsamaktadır. Bu devirde 2 tür plan denenmiştir. A-Bazilikalar: İlk örnek Arian Katedrali(St. Spirito Kilisesi 5.yy), St. Apolinare İn Nova (500-504), St. Apolinare İn Classe(çapraz nefi olmayan 3 nefli bazilikadır. Pastaporium hücereleri sonradan eklenmiştir, orta nefin doğusunda dairesel planlı bir apsis bulunr,naus mekanı yuvarlak kemerlerle taşınmaktadır, Romada ki St. Paulo Fuori le Mura Bazilikası örnek alınmıştır, yine dogu Bizans kiliseleri bu plana öncülük etmişlerdir, ince ve sade duvar yapısı, aşitral altında acurlu mermer başliklar, apsis altında mezar odası ve zengin mozaik süslemeleri ile dikkat çekicidir.) Bizans sanat çevresinde bazilikalardaki emporeler kadınlar için yapılırdı. Selanikteki Demetrius Bazilikası(412) emporeli bir bazilikadır. Ravennada Batı Roma dan sonra gelişen hıristiyan adetleri uygulandığı için bu uygulanmadan vazgeçilmiştir. Nova ve Classe, sadece rahibe kiliseleri emporeli olduğundan Avrupa kilise yapıları için önemlidir. Öneğin Almanya Gernrode Vakıf Kilisesi emporeli bir kilisedir.

B-Merkezi Planlı Yapılar: İlk Arian Vaftizhanesidir.(493-526) 4 apsisli Oktagondur(sekizgen planlı) Ortodoks Vaftizhanesine benzemektedir. İkincisi St. Vitale de Teodori Mauseliumdur. Üçüncüsü Bizans devri yapılarıdır. 3- Bizans Devri Yapıları: Bizansta 540 tan sonra imparator I. Justinyan (527-565) Doğu Roma İmparatoru olarak Gotları İtalya ya sürmüş ve Ravenna 540 ta Doğu Romalı olmuştur.Bu devirde Ravennada 2 yapı bulunur. Birincisi St Vitale kilisesi;bu yapı 7 eksedralı bir yapıdır.Aachen Saray Şapelinin öncülü niteliğindedir.İkinci Apolinare İn Classe dir. Bu kilise en iyi korunarak günümüze ulaşan büyük bazilikadır. Şehrin 6km güneyinde bulunur. 3 nefli, aşitrallı yani baş taban kirişli sütunlu bir bazilikadır. Fakat çapraz sahın yoktur. Orta nef ucunda papaz kürsüsünün altında Ring Criptası bulunur. Pastaphorion hücreleri sonradan eklenmiştir. Atrium doğrudan nausa ekli değildir,arada narteks bulunur. Atrium narteksin iki yanındaki mekanlarla bağlantılıdır. Yapıdaki sütunlar ve başlıklar konstantiniyede yapılarak getirilmiştir. Süslemelerinde zengin mozaiklere sahiptir. Burada ilk kez binadan ayrı Componile adlı çan kulesi niteliği taşımayan bir kule uygulaması görülür 10yy. Kilise kulelerinin kökeni en erken örneği Suriyede Thurmanian Bazilikasıdır. Buradaki kuleler ana cephenin iki yanında yapıyla birleşik şekildedir. II. Merkezi Planlı Yapılar: Kıta Avrupasında en erken merkezi planlı kilise Bizans etkisi altında 360 yılında yapılan Milano St Lorenzo Kilisesidir. Kare şeklinde alt yapı, merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Dört köşede birer kulesi bulunur. Kuleler arasına 2 katlı eksedralar yerleştirilmiştir. Benzer bir durum Ayasofyada görülmektedir. Yapının batısında Atrium bulunur. Şapeller ise 4-5 yy. da yapılmıştır. Yapı bu formuyla Rönesans dönemi merkezi planlı yapıların öncülü olmuştur. Suriyede daire planlı, 2 katlı, doğuda koru mekanı ile onun yanlarında yan mekanlı olan 4 dış nişi bulunan yapı örnekleride görülür. Örneğin Bosra Katedrali (511):Dıştan dikey dikdörtgen şeklindeki bu yapı, içten çift kabuklu midye veya 4 yapraklı yonca formunda merkezi bir mekana sahip olup, dıştan çokgenli bir apsisi bulunur. Oktagon(sekizgen) planın iç niş düzenlemeleri diğer Bizans kiliselerine öncül olmuştur. Örneğin Ravennadaki St Vitale, Konstantiniye de St Sergios Bakos kiliselerine işaret eder. St Sergios Bakos un planında 4 eksedralı, oktagon (sekizgen) merkezi bir mekan, köşelerinde nişleri olan kare bir mekan içine yerleştirilmiş, etrafındaki galeri ise 2 kat şeklinde düzenlenmiştir. Alt katın taşıyıcıları üzerinde aşitral yani baş taban kirişi bulunurken üst katta ise kemer dizileri yer alır. 3. Kattaki açıklıklar ise üçer kemerli açıklık şeklinde ve uzun koro bölümü doğuya yerleştirilmiştir. St Vitale nin planı ise; St Segrios Bakosun planının gelişmiş halidir. Oktagon(sekizgen) planlı ve 2 katlı merkezi bir yapı, iç ve dış galeriler arasında 7 eksedra bulunur. Önceki örneğe benzer şekilde fakat zemin katta da kemer dizileri bulunur. Kubbe yükü amporalarla hafifletilmiştir. Yapı bu plan şemasıyla Aachen Saray şapeline örnek olmuştur. Merkezi planlı bir diğer örnekte, St Stefano Rotondo dur. 5. yy dan kalma bu yapı 470 yılında açılmıştır. Kudüsteki Mezar Kilisesi örnek alınarak yapılmıştır. Fakat kendine has yönleride mevcuttur. Buradaki dairesel plan yüksek bir orta mekan ve aynı yükseklikte 3 dış galeriden oluşur. Bu galeriler dört yönden kesilmiş ve plan eşit kollu haç formuna sokulmuştur. Aradaki 3 galeri ise avlu fonsiyonundadır. Ortadaki mekan 64 m. çapındadır. Örtü sistemi olarak düz ahşap örtü kullanılmıştır. Orta mekan ile iç galeri arasında aşitral uygulaması görülür. Galeriler arasında ise kemer dizileri kullanılmıştır. Bu yapı Romanın rönesans döneminde St Peter Kilisesine kadarki son anıtsal yapısıdır. Bu devirden sonra bu plan şeması sadece vaftizhane, mauselium yapılarında kullanılmıştır.

Bir cevap yazın