İSTANBUL FATİH SEMTİ HORHOR CADDESİ ÜZERİNDE YER ALAN TARİHİ ESERLER -Merve Melda Engin

Sanat Tarihçisi Merve Melda Engin Sanatın Yolculuğu için ”İSTANBUL FATİH SEMTİ HORHOR CADDESİ ÜZERİNDE YER ALAN TARİHİ ESERLER” yazısını yazdı.Kendisine teşekkür eder,yazısını okumanızı tavsiye ederiz…

İSTANBUL FATİH SEMTİ HORHOR CADDESİ ÜZERİNDE YER ALAN TARİHİ ESERLER – HAYDARHANE CAMİ VE TEKKESİ

İSTANBUL’UN TARİHİ TOPOĞRAFYASI

 

İnsanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren yerleşime açık bir yer olduğu düşünülen ancak şehir olarak ilk defa ne zaman kurulduğu konusunda çeşitli görüşlerin ileri sürüldüğü İstanbul’un bugünkü temellerinin M.Ö 7. yy’da atıldığı bilinmektedir. Şehrin çevresinde ilk yerleşmenin Kadıköy Kurbağalıdere yakınında, Truva’nın erken katlarıyla eş zamanlı bir kültüre ait olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. İstanbul şehrinin kurucusu Megaralı Greklerdir. Grekler daha once Khakedon (Kadıköy) sonrasında Byzantion şehirlerini kurmuşlardır.

Alman Mavileri 1913-1914 İstanbul Haritaları

           Septimus Severus tarafındandan M.S. 196 yılında tahrip edilen şehir sonraları bir çok kez yeniden imar edilmiştir. M.S. 4. yy’da Konstantin döneminde şehrin yeniden imarı sırasında bir yandan eski pagan tapınakları yenilenirken diğer yandan da yeni Hristiyan yapıları inşa edilmiştir. M.S. 330 yılında Kostantinopolis olarak anılmaya başlanan şehir M.S. 476 yılında Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans İmparatorluğu) başkenti olmuştur. 1453 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedilen şehir hemen başkent olamaycak kadar harap ve bakımsız olduğundan kentte öncelikle imar ve  onarım çalışmalarına başlanmıştır. İstanbul Fetihten 4 yıl sonra 1457 yılında Osmanlı’nın başkenti ilan edilmiştir.

Kentin kuruluşundan günümüze kadar geçen süreç içerisinde şehirde yer alan anıtsal nitelikte yapılar, yerleşim yerleri ait olduğu dönemin karakterini yansıtacak biçimde zenginleşerek günümüz İstanbul topoğrafyasını oluşturmuştur.

 

Eski çağlardan günümüze kadar İstanbulda yaşanan büyük depremler ve yangınlar, gerekse Cumhuriyet döneminde 1940 ’lı yıllarda çıkarılan yasalar uyarınca vakıf eserlerinin satışı ve konut yapma  amacı ile üzerinde yer alan eserlerin yıkımına olanak sağlaması, 1960 ’lı yıllarda İstanbul’un imar haraketleri kapsamında açılan ana arterler ve caddeler pek çok anıt eser nitelikli eski eser yapıların yok olmasına yol açmıştır. Tarihi yarımada koruma amaçlı nazım imar planı ile ihya kararı getirilen tescilli eser ve tescil kararı bulunmayan nitelikli kayıp eserler yazılı kaynaklar ve haritalardan tesbit edilerek ölçeği doğrultusunda planlara aktarılarak ihya kararları alınmıştır.

HORHOR SEMTİ VE HAYDARHANE CAMİ ÇEVRESİNDE YER ALAN ÖNEMLİ YAPILAR

 

Roma ve Bizans döneminde şehrin önemli bir su savak (dağıtım) sistemi üzerinde kurulu olan Horhor semti; Osmanlı dönemi Saraçhane Çarşısı’nın bitişiğinde uzanmaktaydı. Bozdoğan (Valens) su kemeri ile ilişkili olan Horhor su savakları, semtin günümüzdeki ismi ile tanımlanmasında önemli bir etken oluşturmuştur.

Valens Su kemerleri ile İstanbul’a taşınan suyun bir kısmı ve ayrıca Fatih Cami çevresinde Kirmastı mahallesi’nden çıkan yer altı su kaynağı künklerle bugünkü Horhor Semti’nin başlangıç noktası olan Kavalalı Sokakla Kırık Tulumba Sokak arasındaki alanda savaklar kurularak bugünkü Laleli bölgesine temiz su aktarımı yapılmaktaydı. Bu su savağında toplanan suların oluşturduğu sesin getirdiği ‘horhor’ diye tanımlanan gürültü sebebiyle semte Horhor adı verilmiştir.

Sultan II. Bayezid dönemi ricalinden (1481-1512) Alemdar Ali Haydar Dede tarafından kurulmuş Haydarhane ile Abdullatif Subhi Paşa Konağı’nın üzerinde yer alcağı bu Horhor su sistemin ait bir kısım yapı parçaları, 1999 yılında ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde Fatih, Baba Hasan Cami mahallesi sınırları dahilinde yer alan Horhor semti; komşusu Sofular Semti’nden, Horhor caddesi ile ayrılmaktadır.

Saraçhane, Sofular ve Aksaray semtleri arasında, şehir topografyasının kavşak noktası üzerinde yer alması nedeniyle Horhor Semti, Osmanlı dönemi vezir ve paşa konaklar ile dikkat çekmektedir.

Aksaray’dan yukarıya doğru tarihi Horhor Caddesi’nden devam ederken, Horhor ve Sofular mahallelerine doğru uzayan iki katlı ahşap bağdadi evler, sık ve bitişik nizamda yer alırken, büyük paşa konakları da semte ayrı bir görünüm kazandırmaktaydı. Semtin tarihi konaklarından biri de Suphi Paşa Konağı’dır. Bu konak esasında  esasında Horhor Semti sınırları bitişiğinde yer almakla beraber aslında Saraçhane Semti’nin konaklarından biridir.

ABDÜLLATİF SUBHİ PAŞA KONAĞI

 

 

İstanbul’daki ilk kargir konak olduğu öne sürülen ve 1855 yılında inşa edilen Abdüllatif Suphi Paşa Konağı, Fatih ilçesi Babahasan Alemi Mahallesi’nde Horhor Caddesi üzerinde yer almaktadır. Tanzimat devrinin önemli paşa konaklarından biri olan yapı, bir sivil mimarlık öerneği olmasının yanı sıra devlet işlrinin de görüşüldüğü idari bir yapı olma özelliği de taşımaktadır.

Evkaf, Maarif, Maliye ve Ticaret Nazırlığı görvlerinde bulunmuş olan Abdüllatif Suphi Paşa, Sultan II. Mahmut döneminde Sadaret Kethüdası olan Hadi Efendi’nin ahşap konağını satın almış ve selamlık olarak yeni bir kargir konak inşa ettirmiştir.

Günümüze ulaşamayan 40 odalı, 3 hamamlı ve içinde havuzları bulunan iki katlı ahşap konağın 1945 yılında yandığı bilinmektedir. Suphi Paşa bu taş konağı harem dairesi olarak İtalyan bir mimara yaptırmıştır. 1930’lu yıllarda harap halde olduğu bilinen konak, 1940’larda paşanın en küçük oğlu Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından diğer varislerden satın alınmıştır. 1949-50 yıllarında Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından yapılan kapsamlı bir onarım sayesinde, konak pek çok özgün detayını koruyarak günümüze ulaşmıştır. 1966 yılında Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ölümünün ardından 1970’te konak İ.Ü. Rektörlüğü olarak kullanılmak üzere Prof. Dr.Nazım Terzioğlu tarafından alınmıştır. Yapı 1984 yılında rektörlüğün Beyazıt’a taşınmasıyla İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Kürsüsü’ne tahsis edilmiş ve aynı işlevle bugüne gelmiştir.  Abdüllatif Suphi Paşa Konağı’nın tarihiyle ilgili elde edilen önemli kaynaklardan biri Paşa’nın torunlarından biri olan Nevbahar Hanım’ın kızı Melek Günersu’nun yazdığı kitaptır.( Abdullatif Suphi Paşa Konağı’nda Aşk ve Tarih Nevbahar) Bunun yanında Sedad Hakkı Eldem’in 1940 öncesinde çizmiş olduğu rölöve, yapının o dönemdeki halini aydınlatmada yararlı olmuştur. Ayrıca çeşitli tarihlerde çizilmiş olan haritaların incelenmesiyle konak ve çevresinin tarihi aydınlatılmaya çalışılmıştır

Zemin Kat Planı (S. H. Eldem-Türk Evi Osmanlı Dönemi c.2 s.264)
Güneydoğu Görünüşü (S. H. Eldem-Türk Evi Osmanlı Dönemi c.2 s.265)

Sedad  Hakkı Eldem ‘Türk Evi Osmanlı Dönemi’ adlı yapıtında konağın yapım yılı olarak 1865, ‘Türk Evi Plan Tipleri’ adlı yapıtında 1855 yılını belirtmekte, giriş kapısı üzerinde yer alan mermer yazıt üzerinde ise 1854 ve 1271 yılları yazmaktadır. (Hicri 1271, Miladi 1854)

Fotoğraf: Suphi Paşa Konağı’nın Horhor caddesi üzerinde yer alan giriş kapısı
Horhor caddesi üzeride yer alan Abdüllatif Suphi Paşa Konağı

Günümüze ulaşmayan 40 odalı, 3 hamamlı ve içind havuzları bulunan iki katlı ahşap konak, 20.000 m² arazi üzerinde, meyve ağaçları ve çiçeklerle süslü bir bahçe içinde yer almaktaydı. Konağın bulunduğu arsaya, Babahasan Alemi ve Muhtesip Karagöz Hüseyin Efendi mahalleleri ile Horhor Caddesi üzerinde yer alan üç adet kapıdan girilmekteydi. Ahşap konağın yok olmasıyla tüm aile fertleri kargir konağa yerleşmiştir. Taş konağın 2. Katta yer alan başodasını, paşanın Hindistan, Afganistan, İran ve Avrupa’dan gelen bilim adamlarıyla fikir alışverişinde bulunduğu özel bir işlevi vardı. Konak aynı zamanda devlet işlerinin de görüşüldüğü idari bir yapıydı.

 

Abdüllatif Suphi Paşa Konağı eğimli bir arazi üzerinde yer almaktadır.Arka tarafında ,bahçe kot farkından dolayı doğu-batı doğrultusunda bir istinat duvarı ile iki bölüme ayrılmıştır. Bahçenin doğu ucunda yer alan merdivenler alt ve üst bahçe arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. Konağın yapıldığı dönemden kaldığı tahmin edilen birkaç anıtsal ağacın bulunduğu bahçe, diğer parsellerden de kargir duvarlarla ayrılmıştır. Konağın eski haritalarda görülen ve neredeyse yapı adasının tamamnı çevreleyen bahçe duvarları günümüze ulaşmamıştır. 1934 tarihli Pervititch haritasında Lütfü Efendi Sokağı ile Kırık Tulumba Sokağının kesiştiği bölümde görüln pahlı duvar hizası korunmuştur ancak tamamıyla değişime uğramıştır.

Konağın bulunduğu çevre, ilk yapım döneminde olduğu gibi konut bölgesi olma özelliğini korumaktadır. İstanbul Üniversitesi’ne ait eğitim yapıları konakla aynı yapı adası içindedir. Konağın hemen karşısında Elhac Süleyman Efendi Mektebi bulunmaktadır.

Horhor Caddesi üzerinde yer alan Abdüllatif Subhi Paşa Konağı ve Süleyman Halife Sıbyan Mektebi görülmktedir. (Süleyman Faruk Güncüoğlu Arşivi)
Horhor caddesi üzerindeki Abdüllatif Suphi Paşa Konağı ve Süleyman Efendi Sıbyan Mektebi
2016 Tarihli Fotoğraf

Sanat Tarihçisi

Merve Melda Engin

Devamı Gelecek…

Bir cevap yazın