Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi Tuğçe Tetik Sanatın Yolculuğu için ”SONSUZ VAROLUŞUN HAYALİ -DORIAN GRAY’İN PORTRESİ” yazısını yazdı.Kendisine teşekkür eder,yazısını okumanızı tavsiye ederiz…
- SONSUZ VAROLUŞUN HAYALİ •
DORIAN GRAY’İN PORTRESİ
Oscar Wilde’in romana adını veren Dorian gibi “ölümsüz”eseri, aynı zamanda yazarın kaleme aldığı tek romanıdır. 1891 yılında yayımlandığından bu güne kadar çokça eleştiriye maruz kalmıştır. Bu eleştirilerin büyük bir kısmı kitapta işlenen cinayet, yalan gibi kötü kavramlara değil, Wilde’in üstü kapalı bir şekilde işlediği eşcinselliğedir. Bu tür bir eleştiri yazara, esere, okuyucuya yarar sağlamaz ancak kör zihniyetli kişileri ortaya çıkarır. Wilde bir çok konudaki fikrini karakterler üzerinden mükemmel bir şekilde anlatır. Hatta kendi cümleleriyle şunları söyler: “Basil Hallward benim olduğumu sandığım kişi, Lord Henry dünyanın ben sandığı kişi, Dorian Gray ise benim olmak istediğim kişidir,”
Romandaki baş kahraman Dorian Gray güzelliği sembolize eder. Onun portresini yapan ressam Basil, aklın ve iyiliğin, arkadaşları Henry ise hazzın ve kötülüğün temsilcisidir. Dorian’ın içindeki güzellik, iyilik ve kötülük arasında sürekli gidip gelir ama sonunda kötülüğe teslim olur, iyiliğini yitirir. Elinde sadece dış güzelliği kalır. Dorian’ın portresi de başlı başına fantastik bir karakterdir, kişinin gizlenmiş arzularını temsil eder. Dorian Gray’in en büyük arzusu sonsuza kadar yaşamak ve güzelliğini kaybetmemektir. Diğer bir karakter ise Dorian’ın sevgilisi Sibily Vane’dir. Saflığı ve masumiyeti simgeler ama bu kadar kötülüğün içinde kendine çok az yer bulur. Başlangıçta iki sevgili birbirine çok benzer ama Dorian, Henry’den çok fazla etkilenir ve kendisini hazza, kötülüğe teslim eder. Basil bu etkilenmeden çok rahatsızdır ve portreyi yok etmek ister. Dorian nasıl aklını en büyük arzusunu gerçekleştirmek için saf dışı bıraktıysa, aklı simgeleyen arkadaşı Basil’i de bunun için gözünü kırpmadan öldürür. Dorian artık sadece portre için yaşar, o yaşadıkça portre yaşlanır. Yıllar geçtikçe içindeki en masum yanlar portrenin boyaları gibi dökülür gider. Tekrar eski günlerine dönmek ister ama bunu başaramaz, büyük bir çıkmaza girer. Güzel vücudunun tam aksine ruhunun bütün çirkinlerini portrede görür ve çıldırarak onu yok eder. Kendisi de böylece yok olur. Bu roman hayatını yeni keşfeden genç bir insanın iyilik ve kötülük arasında sonsuz çekişmesini konu alan bu eser, okucuya kendisinin en saf ve en vahşi yanlarını keşfetme fırsatı sunar.
Belki de Dorian’ın romanda okuduğu kendisini keşfettiği, hayatını değiştirdiğini ve onu düşünmeye sevk ettiğini söylediği kitap; bizim için“Dorian Gray’in Portresi” kitabının ta kendisidir.
Tuğçe Tetik


