Çatalhöyük

ÇATALHÖYÜK

İnsanların avcılık ve toplayıcılığa dayalı göçebe bir yaşamdan, yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçtiği Neolitik Dönem yerleşimlerinin başında gelen Çatalhöyük, İç Anadolu Bölgesi’nin güney ucunda Konya Ovası üzerinde yer almaktadır. Konya’nın 52 km. güneydoğusunda, Çumra İlçesi’nin 12 km. kuzeyinde Küçükköy sınırları içerisindedir. Höyük farklı yükseltili iki tepesinin çatal şeklinde olmasından dolayı “Çatalhöyük” olarak anılmaktadır.

Tarihte yaşamış medeniyetlerin yerleşme bölgelerinin doğal afetler, yangınlar veya savaşlar ile toprak altında kalarak zamanla bir tepe haline gelmesine höyük denir.

Günümüzden 9400 yıl önce Çarşamba Çayı’nın birikinti konisi üzerinde, Eski Konya Gölü kenarındaki 13,5 hektarlık bir alanda kurulan ve yaklaşık iki bin yıl boyunca kesintisiz iskân edildiği düşünülen Çatalhöyük yerleşimi, Neolitik döneme tarihlenen “Doğu Çatalhöyük” (M.Ö.7400–6200) ile Kalkolitik döneme tarihlenen “Batı Çatalhöyük” (M.Ö. 6200–5200) olmak üzere iki höyükten oluşmaktadır.

21 metre yüksekliğinde 18 Neolitik yerleşim tabakasından oluşan Doğu Çatalhöyük yerleşimin merkezi konumundadır. Batı Çatalhöyük ise hafifçe eğimli bir arazi üzerinde 2 metresi bugünkü ova seviyesinin altında olmak üzere yaklaşık 8 metre yüksekliğinde Kalkolitik Döneme ait kültürel özellikler göstermektedir.

Çatalhöyük’ün Keşfi ve Kazı Tarihçesi

İnsanlığın tarih öncesi dönemlerinin anlaşılmasına dair kilit bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, James Mellart tarafından ekip arkadaşları David French ve Alan Hall ile birlikte 1958 yılında keşfedilmiştir. 1961 yılında kazıya başlayan Mellart, 1962, 1963 ve 1965 yıllarında dört kazı sezonu boyunca Çatalhöyük’te kazı çalışmalarını sürdürmüştür. Yapılan kazılar sonucunda yerleşim yerinde 14 yapı tabakası tespit eden Mellart, Anadolu toprakları üzerinde o güne kadar bilinmeyen Neolitik kültürün varlığını ortaya koymuştur. Çeşitli sebeplerle verilen uzun bir aradan sonra Çatalhöyük kazılarına 1993 yılında İngiliz arkeolog IanHodder başkanlığında yeniden başlanmış ve uluslararası bir ekiple çalışmalar günümüzde de devam etmektedir.

Çatalhöyük Mimarisi

Çatalhöyük yerleşimi, dışa tamamen kapalı bal peteği şeklinde bitişik düzende kerpiçle inşa edilen konut ve tapınaklardan oluşan mahallelerin birbirine eklenmesinden meydana gelmektedir.    Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar mevcut değildir. Ulaşım günlük hayatın büyük zamanının geçtiği düz damlar üzerinden sağlanmaktadır. Evlerin arasında avluya açılan dar geçitler yer alır. Avlular bir anlamda hava ve ışık sağlayan aynı zamanda çöplük olarak kullanılan mekânlardır.

Plan olarak birbirine benzeyen evler taş temel kullanılmadan tuğlalarla dörtgen planlı olarak yapılmıştır. Ana odalara bitişik depo ve yan odalar bulunmaktadır. Odalar arasında dikdörtgen, kare ya da oval biçimde geçişler vardır.

Ahşap kirişler ile duvarların içerisine yerleştirilen ahşap dikmelerin taşıdığı çatılar ise sıkıştırılmış kil ve kamıştan inşa edilmiştir. Evlere giriş çatıdan açılan bir delikten ahşap merdiven aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu delik aynı zamanda merdivenin hemen altına yapılan ocak için baca ve aydınlatma görevini de üstlenmiştir. Odaların içinde yerden hafifçe yükseltilmiş platformlar (sekiler) ile duvarlarda nişler bulunmaktadır. Bu platformları uyumak, oturmak ve günlük işlerini yapmak için kullanmışlardır. Platformların altına da mezar hediyeleriyle birlikte ölülerini gömmüşlerdir.Evlerin duvarları sıvalı olup, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra kırmızı, siyah ve sarı tonlarda duvar resimleri yapılmıştır. Evlerin kullanım ömrünün yaklaşık 80 sene olduğu düşünülmektedir. Evler kullanılamaz hale geldiğinde evin içerisi temizlenmiş sonra da toprak ve moloz doldurularak üzerine yenisi inşa edilmiştir.

Çatalhöyük Duvar Resimleri

Çatalhöyük mimarisinde iç mekânlarda karşımıza çıkan resim ve bezemelerde Çatalhöyük insanı kendi yaşantısından kesitler vererek sosyal yaşantısını ve inancına ilişkin bilgileri duvarlarına yansıtmışlardır. Duvarlar sıvandıktan sonra beyaz badana üzerine kırmızı, siyah ve sarı renkler tercih edilerek resmedilen tasvirler arasında geometrik motifler, el izleri, insan ve hayvan figürleri (akbaba, leopar, yaban geyiği), avın iyi geçmesi için yapılmış av ve dans sahneleri ile doğal çevreyi yansıtan resimler ön plana çıkmaktadır. Ayrıca duvarlarda görülen 8800 yıl öncesine tarihlenen kilim motifleri denilebilecek motifler de günümüz Anadolu kilim motifleriyle ilişkilendirilmektedir. Bir duvarda rastlanılan resim, bilinen ilk kent planı çizimi olması açısından önemlidir. Bu resimde bitişik planlı evlerin yanı sıra arka planda yanardağın (Hasan Dağı) aktif halde görülmesi dikkat çekmektedir.

Resimler haricinde kullanılan bir başka bezeme türü de kabartma halinde yapılmış tasvirler ve yapılardaki platformlara oturtulmuş şekilde yer alan boğa başları ve boynuzlarıdır. Bir- çok evin duvarında gerçek boğa başlarının kille sıvanmasıyla yapılan kabartmalar mevcuttur. Kutsal mekân (tapınak) olarak düşünülen yapılarda boğa başları daha yoğun ve bazen arka arkaya sıralanmış diziler halinde karşımıza çıkmaktadır. Yapılan kazılarda üzeri kille sıvanan boğa başlarının kırmızı aşı boya ile boyandığı tespit edilmiştir.

Çatalhöyük insanları, yaşadıkları evlerde bulunan ocakların sebep olduğu isten dolayı kararan duvarlarını sıklıkla sıvamak zorunda kalmışlardır. Yapılan kazılarda analizi yapılan yaklaşık 3 cm. kalınlığındaki bir duvar tabakasında 160 sıva katının saptanması bu durumu doğrular niteliktedir.

Ölü gömme gelenekleri

Çatalhöyük insanı ölülerini evlerin içindeki sekilerin ve oda tabanlarının altına, çocuğun anne karnındaki pozisyonu (Hocker) gibi dizler karına çekilmiş şekilde gömmüşlerdir. Bu sekiler altında aile bireylerinden bir ya da birden fazla gömü yapıldığı tespit edilmiştir. Kumaş ya da deriye sarılmış; bazen hasırlar üstüne; çoğu zaman da doğrudan toprağa yatırılmış örnekler mevcuttur. Burada dünyanın bilinen en eski dokunmuş kumaşı da bulunmuştur.Mezar hediyeleri olarak, deniz kabukları, kemik ve taşlardan yapılmış aletler ve takılar ele geçmiştir. Bazı duvar resimlerinde görülen akbabalara atılmış başsız insan figürlerinin de ölü gömme gelenekleriyle ilintili olduğu düşünülmektedir.

Çatalhöyük buluntuları ve el sanatları

Çatalhöyük’te yapılan kazılarda ele geçen alet ve malzemeler pişmiş toprak, taş, ağaç, kemik ve obsidyenden yapılmıştır. Pişmiş topraktan yapılmış kaplar; yiyecek-içecek kapları, pişirme kapları, taşıma kapları, depolama kapları olarak şekillendirilmiştir. Ayrıca pişmiş topraktan ve taştan yapılan doğumu, bereketi, bolluğu simgeleyen şişman iri göğüslü, iri kalçalı yanlarında bulunan iki panterin arasında doğum yapar şeklinde betimlenen “Ana Tanrıça” heykelcikleri Çatalhöyük’ün en önemli buluntuları arasında yerini almıştır.

Yine pişmiş topraktan yapılan yuvarlak, oval ve dikdörtgen formlu kazıma tekniğinde yapılmış mülkiyet simgesi olarak kullanılan damga mühürler önemlidir.

Ağaç malzemeden taş aletler kullanılarak yapılmış kutular, derin kaplar, yuvarlak ve oval tabaklar ele geçmiştir. Kemikten yapılmış buluntular arasında iğneler, bizler, bıçak sapları, kemer tokaları ve boncuklar önemlidir. Volkanik bir malzeme olan Obsidyen ve çakmak taşından kesici ve delici özelliğinden dolayı ok ucu, mızrak ucu ve bıçak olarak kullanılan kesici aletler yapılmıştır. Ayrıca parlak ve yansıtıcı özelliğinden dolayı da bir yüzü perdahlanarak ayna olarak kullanılmış örnekler de mevcuttur. Topuz başları, el değirmenleri, öğütme taşları, havanlar, açkı taşları, el baltaları, derin kaşıklar ve kepçeler, taş yüzükler, bilezikler ve kolyeler diğer buluntular arasında sayılabilir. Sepetçilik ve dokumacılıkta Çatalhöyük’te gelişen önemli sanatlardan birisidir.

 

Yaşam tarzı

Konutların bu denli iç içe, yan yana yapılmış olması ayrı bir araştırma konusu olmuştur. Bu konuda kazı başkanı Hodder, savaş ve yıkım izlerine hiç rastlanmadığı için bu sıkışık yapılanmanın savunma endişesine dayanmadığı görüşündedir. Muhtemelen birçok kuşağı kapsayan aile bağlarının kuvvetli olmasıydı ve konutlar, sahiplenilmiş arsalar üzerine, birbiri üstüne inşa ediliyordu.

Konutların temiz ve bakımlı tutulduğu düşünülmektedir. Kazılarda konutların içinde herhangi bir çöp ya da kalıntı bulunmamıştır. Bununla birlikte çöplerin ve küllerin konutlar dışında yığıntılar oluşturduğu görülmüştür. Damlar, sokak olarak kullanıldığı gibi birçok günlük etkinliğin de özellikle havanın iyi olduğu günlerde damlarda sürdürüldüğü düşünülmektedir. Daha geç evrelerde damlarda ortaya çıkarılan büyük ocakların, bu tarzda ve ortaklaşa kullanıldığı kabul edilmektedir.

Ekonomi

Çatalhöyük’ün ilk yerleşimcilerinin avcı-toplayıcı bir topluluk olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşimin sakinlerinin 6. Tabakadan itibaren Neolitik devrimi gerçekleştirdikleri, buğday, arpa ve bezelye gibi bitkilerin tarımını yapmaya başladıkları, yoğun biçimde avcılığa devam ederken sığırı evcilleştirdikleri belirlenmiştir. Ekonomik faaliyetlerin bununla sınırlı olmadığı, Hasan Dağı’ndan obsidiyen ve Ilıcapınar’dan tuz üretildiği, kasaba kullanımını aşan üretim fazlasının civar yerleşimlere satıldığı düşünülmektedir. Akdeniz kıyılarından geldiği düşünülen ve takı olarak kullanılan deniz kabuklarının varlığı, bu ticaretin yayılımı hakkında bilgi vermektedir. Öte yandan ele geçen kumaş parçaları dokumacılığın en eski örnekleri olarak tanımlanmaktadır. Çanak çömlekçilik, ahşap işçiliği, sepetçilik, kemik alet üretimi gibi zanaatlerin de gelişkin durumda olduğu belirtilmektedir.

İnanç

Doğu Höyük, Anadolu’da kutsal yapılara rastlanan en eski yerleşimdir. Kutsal mekan olarak tanımlanan odalar diğerlerinden daha geniştir. Bu odaların ayin ve yakarı için ayrıldığı düşünülmektedir. Duvar resmi, kabartması ve heykeller, diğer konut odalarına oranla daha yoğun ve daha farklıdır.Doğu Höyük’te bu tarz kırktan fazla yapı ortaya çıkarılmıştır. Bu yapıların duvarları av ve bereket büyüsü ile inançları yansıtan betimlemelerle süslenmiştir. Ayrıca kabartma olarak leopar, boğa ve koç başları, boğa doğuran tanrıça figürleri yapılmıştır. Bu duvarlarda geometrik süslemeler de sıkça yer almaktadır. Diğer yandan toplumu etkileyen doğa olaylarının da betimlendiği görülmektedir. Örnek olarak yakınlardaki volkanik Hasan Dağının patlaması olduğu düşünülen bir betimleme açığa çıkarılmıştır.

 

  1. Bartu, 2003 Bartu, C. (2003): “Yerel ile Küresel Arasında Arkeoloji: Kamusal Arkeoloji ve Çatalhöyük”, Erdur, O. ve G. Duru (der.), Arkeoloji: Niye? Nasıl? Ne İçin, , İstanbul, Ege Yayınları, 255-258.
  1. Camizuli, 2008 Camizuli, E. (2008): “ClayProvenance of NeolithicandChalcolithicCeramicsfrom Çatalhöyük (Turkey)”, Çatalhöyük 2008 Archive Report, 294-349
  2. Erdoğu, 2007 Erdoğu, B. (2007): “West Mound: Trench 8”. Çatalhöyük 2007 Archive Report, 132-142.
  1. Hodder, 2000 Hodder, I. (2000). “Developing a reflexivemethod in archaeology”, I. Hodder (ed.) Towards a ReflexiveMethod in Archaeology: TheExample at Çatalhöyük, Cambridge: British Institute of Archaeology, 1-15.
  2. Hodder, 2006 Hodder, I. (2006): Çatalhöyük. Leoparın Öyküsü. (çev. D. Şendil), İstanbul: Yapı ve Kredi Yayınları. Hodder, 2007
  3. Hodder, I. (2007): “Çatalhöyük: Yeni Çalışmalar”, M.Özdoğan ve N. Başgelen (eds.), Türkiye’de Neolitik Dönem. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat, 313-330.
  4. Mellaart, 1965 Mellaart, J. (1965): “Çatal Hüyük West”, AnatolianStudies XV:135-156. Mellaart, 1967
  5. Mellaart, J. (1967): Çatal Höyük: A NeolithicTown in Anatolia. London, Thamesand Hudson.
  6. Biehl&Rosenstock, 2008 Biehl P. ve E. Rosenstrock (2008): “West Trenches 5&7”. Çatalhöyük 2008 Archive Report, 90-97.
  7. d., 2006 Biehl, P.F., B. Erdoğu ve E. Rosenstock, (2006): “West Mound”, Çatalhöyük 2006 Archive Report, 122-134.

About

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required