Erken Dönem Osmanlı Medreseleri-Hilal Erden

Arkeolog Hilal Erden Sanatın Yolculuğu için ”Erken Dönem Osmanlı Medreseleri” yazısını yazdı.Kendisine teşekkür eder, yazısını okumanızı tavsiye ederiz.

İZNİK,SÜLEYMAN PAŞA MEDRESESİ

Maltepe Mahallesi’nde Mahmut Çelebi Caddesi ile Özbek Sokağı’nın kesiştiği köşededir.Eski bir kayıtta medresenin ”Yaylakiye Medresesi”adıyla anıldığı görülmektedir.Evliya Çelebi,İznik’te yedi medrese bulunduğunu;Süleyman Paşa Medresesi’nin,bu medreseler arasında ayrı bir öneme sahip olduğunu ve daru’l kurrası bulunduğunu belirtmektedir.Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği daru’l hadis ve daru’l kurradan günümüze herhangi bir iz kalmamıştır.Oldukça harap durumda olan medrese,1968 de  gerçekleştirilen onarım sonrası,İznik Müftülüğü’ne bağlı kuran kursu olarak kullanılmaya başlanmıştır.

iznik-suleymanpasa JPG

Kuzey duvarının yalnızca köşelerinde kabayonu ve devşirme düzgün kesme taşlar kullanılmış,diğer kesimler moloz taş ile inşa edilmiştir.Bu duvar üzerinde üstte,tuğla ile çerçevelenmiş iki öküzgözü pencere ile altta,ahşap atkılı ve söveli iki dikdörtgen şekilli pencere bulunmaktadır.Süleyman Paşa Medresesi’nin yayımlanan planlarında,pencere sayısı ve düzeninin farklılıklar gösterdiği görülmektedir.Bu tutarsızlık,medresenin 1960’lı yıllara kadar oldukça harap bir durumda oluşuna bağlanabilir.Ancak,1968 yılındaki onarımda bazı hatalı uygulamaların yapılmış olabileceğini de gözden uzak tutmamak gerekir.Malzeme yönünden kuzey duvarına benzeyen batı duvarı,düz olarak devam etmez.Bu kanatta yer alan dershanenin batı duvarı,dışa taşıntılıdır.Bu taşıntının güney yüzüne,bitişme çizgilerinden de anlaşıldığı gibi,sonradan bir mekan inşa edilmiştir.Bu cephenin üst kesiminde beş küçük pencere,cephenin güney ucunun alt kesiminde de dikdörtgen şekilli bir pencere bulunmaktadır.Cephenin kuzey ucundaki pencere ile dershane mekanının kasnağı üzerindeki pencere tuğlalarla çerçevelenmiş öküzgözü pencerelerdir.Yapıya sonradan eklendiğini düşündüğümüz mekanın batı duvarındaki pencere ile cephenin kuzeyden itibaren ikinci penceresi mermer söveli,kareye yakın dikdörtgen şekilli açıklıklardır.Bu cephede,üst sıra pencerelerinden güneyden itibaren birincisinin,sonradan,yuvarlak kemerli bir pencere şekline dönüştürüldüğü açıkça belli olmaktadır.

Medresenin, günümüze  belki de hiç değişikliğe uğramadan gelen cephesi olarak kabul edebileceğimiz güney cephesinde de aynı  yapı malzemesinin kullanıldığı görülmektedir.Cephenin üst kesiminde,tuğla ile çerçevelenmiş dört öküzgözü pencere ile bunların altında,dikdörtgen şekilli,ahşap atkılı ve söveli dört pencere vardır.Medresenin dış cephe duvarları  taştan basit bir saçakla son bulmaktadır.Mekanları örten kubbelerin üzeri,düz kiremitlerle örtülmüştür.Güney cephesinin doğu ucundaki açıklıktan avluya girilmektedir.Medreseyi oluşturan revaklar ve revaklar gerisindeki mekanlar,avluyu üç yönden kuşatmaktadır.Medresenin kuzey ve güney kanatlarında üçer öğrenci hücresi;batı kanadında ise,beş öğrenci hücresi ile bir dershane mekanı bulunmaktadır.Batı kanadında dershane taşıntısının güney yüzünde,sonradan eklenmiş bir mekan daha vardır.Bu mekan kuzey-güney yönlü dikdörtgen plana sahiptir ve üzeri bir yarım beşik tonozla örtülüdür.Avlunun doğu kenarı,bugün,üzerinde beş pencere açıklığı bulunan bir duvar ile kapatılmış durumdadır.Kuzey kanadının doğu ucundaki hücrenin doğu duvarında,bir öküzgözü pencere vardır.Avlunun doğu kanadını kapatan duvarın 1968 onarımında inşa edildiği,onarım öncesi çizilmiş planlardan ve çekilmiş fotoğraflardan anlaşılmaktadır.Nitekim medresenin güney cephesi ile daha alçak avlu duvarı arasındaki bitişme çizgisi,bugün net olarak algılanabilmektedir.Avluyu kuzey,güney ve batı yönden kuşatan revaklar,doğrudan zemine oturan devşirme sütunlarla taşınmaktadır.Köşeleri pahlanmış basit başlıkları vardır.Sütunları biribirine ve hücre duvarlarına bağlayan kemerler tuğladandır.Revaklar,pandantif geçişli sekiz kubbe ile kapatılmıştır.Revak cepheleri üç sıra tuğla,bir sıra düzgün kesme taş ile inşa edilmiştir.Ayrıca,kesme taşlar arasına dikey konumda birer tuğla yerleştirilmiştir.Kuzey kanattaki revakın doğusu bir duvarla kapatılmıştır.Bu duvar üzerinde yeralan pencere açıklığının da sonradan kapatıldığı anlaşılmaktadır.Ancak,bu duvara dıştan bakıldığında,burada mevcut kemer gözünün örülerek kapatıldığı izlenimi  edinilmektedir.Hücre duvarı ile revakı kapatan duvar arasındaki bitişme çizgisi de bu fikri desteklemektedir.Kemer köşelikleri olabileceğini düşündüğüm yukarıdaki bu bozulmamış kısım,güney revakının doğu cephesinde ve diğer revak cephelerinde olduğu gibi,üç sıra tuğla bir sıra düzgün kesme taş ile inşa edilmiştir.Buna karşılık kemeri kapatan duvar,moloz taştandır.E.H. Ayverdi de bu fikirdedir.Restorasyon öncesi çekilen fotoğraflar ve çizilen planlarda güney revakındaki kemer gözünün de kapatılmış olduğu görülmektedir.Kuzey revakının doğu ucunu kapatan duvar,revak kemeri hizasında dik açıyla doğuya dönmekte ve avlunun doğusunu kapatan duvara bağlanmaktadır.Bu kesimde,tabanı toprak zemine kadar inen sivri kemerli bir niş vardır.Bu nişin işlevi konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değildir.Dershane, medresenin batı kanadındadır.Yapının doğu-batı eksenine göre biraz kuzeye kaydırılmıştır.Sivri kemerli tromplarla geçilen bir kubbe ile kapatılmıştır.Dershane mekanına basık kemerli bir kapıdan girilmektedir.Mekan,biri doğu duvarının kuzey ucunda,diğeri de batı duvarının üst kesiminde yer alan iki pencere ile aydınlanmaktadır.Doğu duvarındaki pencere dikdörtgen şekilli,batı duvarındaki ise öküzgözü penceredir.Medresede,revakların gerisinde sıralanan onbir hücre vardır.Pandantif geçişli kubbelerle kapatılmış olan bu hücreler,basık kemerli birer kapı ile revakla açılırlar.Köşe hücrelerine, derince birer dehlizden geçilerek ulaşılmaktadır.Bütün hücrelerde,avluya bakan duvarlar üzerinde yer alan birer ocak vardır.Ancak, güneybatı köşedeki hücrenin ocağı kuzey duvarında;kuzeybatı köşedeki hücrenin ocağı da güney duvarındadır.Dershanenin güneyindeki üç hücre hariç diğer tüm hücrelerde birer veya ikişer adet niş bulunmaktadır.Dershane çıkıntısının güneyinde yeralan ve bitişme çizgilerinden yapıya sonradan eklendiği sonucuna vardığımız,kuzey-güney doğrultulu,yarım beşik tonozla örtülü mekan,bir yandan dershane mekanına,diğer yandan da dershanenin güneyindeki hücreye açılmaktadır.E.H.Ayverdi, müderris ve muidin dershaneye bu mekandan geçerek girdiklerini,ancak böyle bir uygulamanın ne daha önceki,ne de daha sonraki medrese örneklerinde görülmediğini belirtmektedir.Ancak hücre ile ilave mekan arasındaki dikdörtgen açıklık ve bu açıklığın hemen üstündeki öküzgözü pencere,yatay dikdörtgen şekilli mekanın yapıya sonradan eklendiği yönündeki fikrimizi desteklemektedir.Buradaki açıklıklar diğer hücrelerdeki pencere düzenini tekrarlamaktadır.Yatay dikdörtgen şekilli mekan orijinal olsaydı,öğrenci hücresi ile bağlantısını sağlayan açıklığın üst kesimindeki öküzgözü pencereye gerek duyulmazdı.Kaldı ki,dikdörtgen şekilli açıklık bir kapıdan çok diğer cephelerdeki pencere açıklıklarına benzemekte;yalnızca üst kesiminin biraz daha yükseltilmiş olduğu farkedilmektedir.

Süleymanpaşamedresesi1JPG

Süleyman Paşa Medresesi’nin inşa kitabesi yoktur.Bu nedenle kesin bir inşa tarihi vermek mümkün olmamaktadır.Süleyman Paşa Sultan Orhan Gazi’nin,Nilüfer Hatun’dan doğma büyük oğludur.716/1316-1317 tarihinde doğan Süleyman Paşa,761/1359-1360 tarihinde,katıldığı bir av sırasında,atından düşerek vefat etmiş ve Bolayır’a gömülmüştür.Özellikle,736/1335-1336 tarihinden sonra devamlı olarak İznik dışında yaşamıştır.Hatta Gelibolu’da bir saray yaptırdığı ve Trakya’nın istilası için savaştığı sıralarda burasını bir karargah gibi kullandığı bilinmektedir.Oğlunun ölümünden çok etkilenen Orhan Gazi,onun için Şaban 761/Haziran1360 tarihinde bir vakfiye düzenletmiş ve İznik köylerinden Tirsi ile Katırözü köylerini vakfetmiştir.Yapının ele alındığı yayınlarda,bu bilgilerden yararlanılarak farklı inşa tarihleri verilmiştir.Yapıyı,A.S.Ülgen XIV. yüzyıl başına;K.otto-Dorn XIV. yüzyıl ortalarına;E.H.Ayverdi736/1335-1336 öncesine;Behçet Ünsal,kesin olmamakla birlikte 1336 tarihine ve C.Baltacı 761/1359-1360 tarihi öncesine tarihler.Süleyman Paşa’nın İznik’ten 736/1335-1336 tarihinde ayrıldığını dikkate alırsak,medresenin de bu tarihten önce,büyük olasılıkla 1330’lu yıllarda inşa edildiğini söylememiz daha doğru olur.

KAYNAKÇA:ERKEN DÖNEM OSMANLI MEDRESELERİ (1300-1500) YEKTA DEMİRALP   T.C. KÜLTÜR BAKANLIĞI OSMANLI ESERLERİ

Arkeolog

Hilal Erden

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required