Galatia-Hilal Erden

Arkeolog Hilal Erden Sanatın Yolculuğu için ”Galatia” yazısını yazdı.Okumanızı tavsiye ederiz.

Küçük Asia’da İÖ.III. yüzyıldan sonra ortaya çıkmış olan Galatia bölgesi Phrygia ve Kappadokia toprakları üzerinde kurulmuş olup,günümüzde yaklaşık olarak Ankara ve Kırıkkale illerinin tümünü,Çorum ve Amasya illerinin güney ve Yozgat ilinin de kuzey kesimlerini kapsıyordu.Hint-Avrupalı olan Galatlar ya da Keltler,Orta ve Batı Avrupa kökenli bir halktır.İÖ.V.-IV. yüzyıllarda Güneybatı ve Orta Almanya’dan başlayarak Fransa,ispanya,İngiltere,Kuzey İtalya ve Balkanlar’a değin yayılmış olan bu halka Yunanlılar Galates,Romalılar ise Gallus adını veriyorlardı.

GALATLAR

Ana yurtlarından yola çıkıp İÖ.278-77 yılında Anadolu’ya ayak basan bu halk üç boydan oluşuyordu:Trokmi,Tolistobog ve Tektosag adını taşıyan her üç boy da aynı dili konuşuyordu ve birbirlerinden farklı değillerdi.Kent kültürü ve tarımı tanımayan ve de sevmeyen bu halk,Kuzey İtalya’da da çevresi duvarlarla korunmayan köylerde yaşıyorlardı;saman üzerinde yatıyor ve etten başka birşey yemiyorlardı.Karınları nerede doyarsa orayı benimseyen,tek eşli evliliğe büyük değer veren,gaddar ve aynı zamanda da açık gönüllü ve saf olan bu insanlar özellikle Anadolu’ya ilk geçtikleri sırada büyük bir çapulculuk ve yağma ile dehşet saçtılar.Sonraları ücretli asker olarak çeşitli devletlerin ordularında hizmet verdiler. Kelt töreleri,bereket dağıtıcı olan kralların hiç bir zaman toprağı kendilerinin işlememelerini fakat ellerinde bir kılıç ya da asa ile bir yarı tanrı gibi boylarının başında bulunmalarını gerektiriyordu.Ancak tarımın önemini kavrayan ilk Galat kralı Deiotaros,İÖ.I. yüzyılın ortalarından başlayarak bu adeti bırakarak örnek çiftlikler kurdu.

İÖ.281 yılında Balkan yarımadasında akınlarda bulunan Galatlar,Bithynia kralı I. Nikomedes(İÖ.279-250) tarafından kardeşi Zipoites’e karşı yapacağı savaşta kullanılmak üzere Anadolu’ya davet edildiler.Bu davet üzerine İÖ.278-77 yıllarında yarımadaya ayak basan söz konusu Galat boylarının başında,önder olarak Lonorios ve Lutarios bulunmaktaydı.Savaştan sonra Anadolu’ya yayılarak yağmalara başladılar;beraberlerinde getirdikleri eşleri ve çocuklarını güvenlik içinde bulundurmak için,kendilerine barınabilecek yerler aradılar.Çok açık olarak izlenemeyen kimi gelişmelerden sonra Orta Anadolu’da Büyük Phrygia ve Orta Halys’in doğu tarafındaki Kappadokia’nın ağaçsız,kışları soğuk,yazları ise sıcak bozkırlarına yerleşerek ya da yerleştirilerek,sonraları Galatia denecek bu bölgeyi kendi aralarında üçe ayırdılar.Buna göre,Tektosaglar Ankyra;Tolistoboglar Gordion ve Pessinous;Trokmiler de Halys ırmağının doğu yakısındaki Tavion yörelerine yerleştiler.II.-III. yüzyıl tarihçilerinden Cassius Dio(Hist.Romana XIX 63)onların Anadolu’ya gelip yerleşmelerini aynen şu sözlerle anlatır:”Galatlar kralları Brennus ile bir zamanlar Yunanistan ve Thrakia’ya girmişler ve buradan Bithynia’ya geçerek Phrygia’nın bir parçasını koparmışlardı;Paphlogania,Mysia’nın Olympos’a bitişik yerlerine ve Kappadokia’ya geçerek bunların topraklarını ele geçirdiler ve bugün Galatialılar denen ayrı bir ulus yarattılar.”

GALAT

Antik çağda tüylerinin uzunluğu ve yün kalitesinin üstünlüğüyle ün yapmış bir keçi türü yetiştirilmekteydi.Günümüzde Angora,Ankara keçisi olarak bilinen bu tür,yörenin en önde gelen üretim ve gelir kaynaklarından biriydi.Nitekim bu yüzden de Galatlar arasında yüncülük ve kıl çadır dokumacılığı oldukça gelişmişti.Özellikle et kurutma işinde rakipsiz olan bu halkın bu özelliği Roma’da bile övgü görmüştü.Bunların yanında,yeni ve çok leziz bir ekmek türü de bulmuşlardı ki,buna ”Galat ekmeği” denmekteydi.

Kaynakça: Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası I (Veli Sevin) Türk Tarih Kurumu

Arkeolog

Hilal Erden

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required