HAKAN (MUHAFIZ) DİZİSİNDEN KUTSAL KASE

Amerika kökenli film ve dizi şirketi olan Netflix’in yaptığı ilk Türk dizisi olan “Hakan” (Muhafız), fantastik ve kahramanlık dizisi olarak karşımıza 10 bölümden oluşan 1.sezonu ile 14 aralık 2018 de yayınlanmıştır. Kapalı Çarşıda bir antika dükkanında çalışan Hakan’ın hayatı nereden ve ne zamandan geldikleri bilinmeyen 7 ölümsüzden sonuncusunu yok ederek İstanbul’u kurtarması gereken bir muhafız olduğunu öğrenince bir hayli değişmiştir. Bu görev Fatih Sultan Mehmet tarafından Hakan’ın dedelerine verilmiş ve son olarak görev Hakan’a geçmiştir.Dizi buraya kadar sıradan bir kahramanlık dizisi olarak görünüyor ancak dizide ölümsüzler için Ayasofya oldukça önemlidir. Hatta Ayasofya için insanlar öldürülüyor.Dizide Ayasofya’nın restorasyonu sırasında gizli bir kapı bulunuyor ve bu kapıdan içeri girildiğinde bir mahsen tarzında oda çıkıyor. İçinde ise Hz.İsa’nın bir ikonası,bir sandık altın ve bir kadeh bulunuyor ve o kadeh son ölümsüzün diğer ölümsüzleri uyandırmak için muhafız’ın (Hakan) kanı ile doldurulup ölümsüzlere içirilmesi gerekir yani dizi için önemli bir nesnedir.Dizinin biz sanat severler için dikkat çeken kısmı tam olarak burada başlıyor çünkü o kase’nin Hz.İsa’nın Son Akşam Yemeğinde haverilerine “Bu şarap benim kanımdır” diyerek ikram ettiği şarabın kasesi olarak gösterilmekte yani Hristiyanlık için son derece önemli olan “Kutsal Kase”dir.

PEKİ HRİSTİYAN DÜNYASI İÇİN BU KASE NEDEN ÖNEMLİ?

Hristiyan mitolojisisinde, İsa’nın Son Akşam Yemeği’nde kullandığı iddia edilen, mucizevi güçleri olduğuna inanılan kadehtir. Bir diğer inanış ise Hz. İsa’nın havarilerinden biri olduğu düşünülen Aramatyalı Yusuf’un, çarmıha gerilen İsa’nın damlayan kanını Kutsal Kâseye koyduğuna inanılır.

Kutsal Kâse’den ilk kez, 12. ve 13. yüzyıllarda yazılmaya başlanmış olan Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri efsanelerinde bahsedilir.Graal efsanelerinin ilham kaynağı, muhtemelen Kelt mitolojisidir.Hristiyan dünyasının olduğu kadar hazine avcılarınıda peşinden koşturan bu kase, bulan kişiye sonsuz hayatı yani ölümsüzlüğü verecektir.

Leonardo da Vinci’nin Milano’da bulunan “Santa Maria Delle Grazie katedrali için yaptığı Son Akşam Yemeği” adlı fresk’de böyle bir kadeh yapılmamıştır. Bunun sebebi bazı Hristiyan ilahiyatçılara göre kasenin bir nesne değil o dönemde fahişe olan, Hz.İsa ile evlenen ve bu evlilikten bir çocukları olan Magdalalı Meryem’in kan bağını veya Hz.İsa’nın soyunun günümüze kadar devam ettiğini ve bunun Kutsal Kase olarak sembolize edildiği söylenmektedir. Ancak bu görüşün Hristiyan din adamları tarafından saçma ve tutarsız olduğu öne sürülmüştür.

PEKİ BU KASE NEREDE?

Bu konu ile ilgili birçok teori bulunmakta kimileri İstanbul Çemberli Taş’ın altında kimileri Kanada’da veya Antakya’da olduğunu yazmaktadır. Bizi ilgilendiren kısım Ayasofya’da olduğu görüşüdür.

Bu konuyla ilgili ilginç bir rivayet de şöyledir:

Konstantinopolis düştüğü sırada bir papaz Ayasofya’da vaaz vermekteymiş.Türklerin geldiğini görünce vaaz kürsüsünde duran Hz. İsa’nın kanının sunulduğu kaseyi Müslümanların eline geçmesini istemediği için alıp bir kapıdan geçivermiş ve ardından kapı kendiliğinden kapanmış ancak Türkler papazın kapıdan geçtiğini görmüş ve hemen oraya yönelmişler ancak oraya vardıklarında ne kapı var ortada, ne papaz dan bir iz. Kapı yerine dümdüz bir duvar belirmiş ne kadar çabalansada bir türlü o kapıyı açamamış ve sırrını çözememişlerdir. İnanışa göre papaz Müslümanlardan kaçırdığı kaseye sımsıkı sarılarak beklermiş ve İstanbul tekrardan alınacak o kapı kendiliğinden açılacakmış işte o zaman papaz kürsüye gelip kutsal vaazlarına devam edecekmiş.

Günümüzde böyle bir kapı hakkında kesin bir bilgi yoktur ancak 17.yüzyılın önde gelen seyyahlarından Evliya Çelebi Ayasofya’nın 361 adet kapısı olduğu bunlardan 100 tanesinin tılsımlı 1 tanede herkece görünmeyen bir kapısı olduğundan bahsetmiştir.

Bir diğer görüş ise “Bizans Sanatı” uzmanı, ünlü Sanat Tarihçi prof. Dr. Semavi Eyice’ye aitdir. Eyice, verdiği bir röpörtajda Haçlı Seferleri sırasında Haçlıların Konstantinopolis’e yönelip ve burayı yağmalandığı sırada kase’nin götürüldüğünden bahsetmiştir.

Dünya da 8 milyondan fazla izleyicisi olan Netflix’in yabancı yönetmen ve yapımcılarında içinde bulunduğu bu ilk yerli dizisinde ne anlatılmak isteniyor?

Dizinin konusu sadece kurgu mu? Yoksa İstanbul,Ayasofya ve Kutsal Kase’nin ne kadar önemli olduğuna dair mesaj verip, Ayasofya’da bulunduğu ve Müslümanlardan alınması gerektiği mi?

Dizi hakkında yorum ve düşüncelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

About

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required