Mısır:Antik Çağın Seyyahları-Hilal Erden

Arkeolog Hilal Erden Sanatın Yolculuğu için ”Mısır:Antik Çağın Seyyahları” yazısını yazdı.Okumanızı tavsiye ederiz.

Örnek seyyah Herodotos M.Ö. 450’ye doğru Mısır’a gelir.

mısır-piramitleri

Herodotos,yolculuğa hazırlanırken,kendisinden önceki Yunanların Mısır hakkında bütün yazdıklarını okumuştu;demek ki verimli bir yolculuk için hazır sayılırdı,üstelik bu ülkenin sakinlerine büyük sempati duyduğunu da gizlemiyordu.Mısır seyahatnamesi eserleri içinde önemli bir yer tutar ve fazla işlek bir hayal gücünün ya da Mısırlı muhataplarından aldığı yanlış bilgilerin ürünüymüş gibi görünen şeylerin aslında doğru olduğu sık sık fark edilir;bu nedenle söz konusu eser bugün bile Mısır bilimciler tarafından kullanılmaktadır.

Üstelik en faydalı bilgiler siyasi tarihe ilişkin olanlar değil,gündelik hayat,din ve ülke üzerine gözlemlerdir,çünkü Herodotos görmesini ve anlatmasını bilir.Onun sayesinde,Mısırlıların hayatının sadece tasvirlerin ve metinlerin aktaramayacağı ya da açıklayamayacağı kesin özelliklerini biliyoruz.Gerçekten de Mısır’da karşılaştığı her şey,bir Yunan olarak Herodotos’u şaşkınlığa düşürmektedir:”Tanrı adamları başka yerlerde uzun saçlı olurlar;Mısır’da kafaları kazınmıştır.Başka yerlerde yakın akrabadan biri öldüğü zaman,yas tutmak için kafalarını kazıtırlar;Mısırlılar tersine,aslında kazınmış olan saç ve sakallarını uzatırlar.”Bu kısa saptama yüzü kötü tıraş edilmiş bir firavunu gösteren çok güzel bir portre hakkında gereken açıklamayı sağlıyor.Beyaz bir taş parçası üzerine çizilmiş portre,öncülünün yasını tutan yeni firavun için yapılmış bir çizim taslağıdır büyük olasılıkla;Herodotos olmasa kimse bunu tahmin edemezdi.

eskimisir

Herodotos’un Mısır tanrılarıyla Yunan tanrıları arasında kurduğu yakınlıklar keyfi nitelikte de olsa,katıldığı dini halk bayramları hakkında bize çok değerli ayrıntılar sunar.Örneğin Delta’da kutlanan yıllık Papremis bayramını betimler:”Papremis’te önce,her yerde olduğu gibi,kurban kesilir ve dinsel törenler yapılır;ama güneş battığı zaman,birkaç rahip heykelin yanına koşar,öbürleri ellerinde ağaç topuzlarla tapınağın kapısını tutarlar;sayısı bini aşan başkaları ise bir adakta bulunurlar;onların elinde de ağaç sopalar vardır ve sımsıkı toplaşıp rahiplerin karşısında dururlar.Heykel altın kaplamalı ağaçtan yapılmış küçük bir mihrapta durur;bir gün önce başka bir kutsal yapıdan alınıp getirilmiştir.Hizmetinde bulunmak üzere başına bırakılmış olan rahipler dört tekerlekli bir arabaya koşulurlar,minik mihrap içindeki heykelle beraber arabaya konur;ama kapıyı tutanlar onları içeriye bırakmak istemezler;o zaman dualarını yapmış olan öbürleri,tanrının yardımına koşarlar,kendilerini savunan tapınak koruyucularının üstüne sopayla yürürler.Topuz topuza yaman bir savaş olur;kafalar kırılır,hatta yaralananlardan çoğu sanırım ölür;ama Mısırlılar bana kimsenin ölmediğini söylemişlerdir”(Müntekim Ökmen çevirisi,II,63)

keops

Herodotos,kendisinin ülkeyi ziyaret ettiği çağda çok canlı olan hayvan kültüyle özel olarak ilgilenir:”mısırlılardan bir bölümü timsahı kutsal tutar,öbür bölümü tersine düşman sayar;Tebliler ve Moiris gölü çevresinde oturanlar kesin olarak kutsal tutarlar;yalnız bu iki bölgede halk,yetiştirilmiş ve evcilleştirilmiş timsah besler;kulaklarına altından ve incik boncuktan küpeler,ön ayaklarına bilezikler takarlar;yasaların gösterdiği kutsal yiyeceklerle beslerler;ömrü boyunca pek hoş tutulur,öldüğü zaman tahnit edilir,kutsal tabuta konur.Buna karşılık Elephantine’de kutsal sayılmak ne demek,gereğinde kesip yerler bile.”

Herodotos sayesinde,onun gözlem gücü sayesinde,Mısırlıları yaşarken görebiliyoruz ve hem tapınaklardaki,hem de mezarlardaki tasvirler genellikle Herodotos’un gözlemlerini doğruluyor.

Kaynakça:

UNUTULMUŞ MISIR’IN İZİNDE (JEAN VERCOUTTER)

Genel Kültür Dizisi – Yapı Kredi Yayınları

Arkeolog Hilal Erden

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required