Nebukadnezar’ın Rüyası

Babil’in en ünlü krallarından birisi II. Nebukadnezar, (M.Ö. 605 – 562.) zamanında Babil’de süper güç olarak Ortadoğuda faaliyet gösterdi. Babil kenti, kentin kralı Hammurabi zamanında öteki kentleri yenerek hepsine egemen oldu ve Babil krallığı kuruldu. Krallığın ortadoğuda bir süper güç olarak çıkışı Nebukadnezar zamanında gerçekleşti. Nebukadnezar, Med kralının kızı Prenses Amytis ile evlenerek Med krallığının gücünü de arkasına aldı ve rakiplerini dize getirdi.

Med kralının kızı prenses Amytis’in ülkesi yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya’nın bu dümdüz ve sıcak ortamı Amytis’i depresyona sokmuştu. Nebukadnezar, karısı Amytis’in sıla hasreti çekmemesi için Babil’in başkenti Ninova’da yapay dağlardan ve suların akacağı büyük teraslardan oluşan Babil’in asma bahçelerini yaptırdı.

Yunan coğrafyacı Strabon’un M.Ö. 1. Yüzyılda yaptığı tanımlamaya göre bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat Nehrinden zincire bağlı kovalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.

Bir gece Nebukadnezar bir rüya görür, rüya canını o kadar sıkmıştır ki uyuyamamıştır. Büyücülerini çağırıp “Bana rüyamı açıklayın” dedi. Onlar da “Ey kral lütfen rüyanda ne gördüğünü bize söyle” dediler. Ama Nabukadnezar onlara şöyle dedi: “Hayır. Rüyamda ne gördüğümü siz bana söyleyeceksiniz yoksa sizi öldürürüm!” Büyücüler ona tekrar “Bize ne gördüğünüzü söyleyin ki açıklayalım” dediler. Kral ise “Hepiniz beni kandırmaya çalışıyorsunuz. Çabuk bana ne gördüğümü söyleyin!” dedi. Onlar da krala şöyle dediler: “Dünyada bunu yapabilecek hiçbir insan yok. İstediğiniz şeyi yapmak imkânsız.”

Nabukadnezar o kadar sinirlendi ki ülkedeki bütün bilge adamların öldürülmesini emretti. Bu kişilerin arasında Daniel, Şadrak, Meşak ve Abednego da vardı. Daniel kraldan ona biraz zaman vermesini istedi. Sonra Daniel ve arkadaşları yardım etmesi için Yehova’ya dua ettiler. Yehova ne yaptı?

Yehova bir görüntüde Daniel’e Nabukadnezar’ın rüyasını gösterdi ve anlamını açıkladı. Ertesi gün Daniel kralın hizmetkârına gidip şöyle dedi: “Bilge adamları sakın öldürme. Kralın rüyasını açıklayabilirim.” Hizmetkâr Daniel’i krala götürdü. Daniel krala şöyle dedi: “Ey kral, Tanrı gelecekte olacakları sana gösterdi. Rüyanı anlatayım. Kocaman bir heykel gördün. Heykelin başı altından, göğsü ve kolları gümüşten, karnı ve kalçası bakırdan, bacakları demirden ve ayakları demir ve kil karışımıydı. Sonra dağdan bir taş koptu ve heykelin ayaklarına çarptı.  Heykel paramparça oldu ve rüzgârla dağılıp gitti. Taş da büyük bir dağ oldu ve tüm dünyayı kapladı.”

Daniel sözlerine şöyle devam etti: “Rüyanın anlamı şudur: Heykelin altın başı senin krallığın. Gümüş kısmı ise senden sonra gelecek olan krallık. Bu krallığın ardından, bakıra benzeyen başka bir krallık çıkacak ve tüm dünyayı yönetecek. Ondan sonra gelecek krallık ise demir gibi güçlü olacak. En sonunda bölünmüş bir krallık ortaya çıkacak. Bir kısmı demir gibi güçlü, bir kısmı da kil gibi zayıf olacak. Büyüyüp bir dağ olan taş ise Tanrı’nın Krallığı. O bütün bu krallıkları yok edecek ve kendisi sonsuza dek duracak.”

Tam olarak doğrulanmamış rivayete göre Nebukadnezar bu rüyanın üzüntüsü ve sıkıntısıyla depresyona girmiş, sonunda aklını oynatmış ve sarayın bahçesinde hayvanlar gibi otlamaya başlamıştır.

 

 

About

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required