Arkeolog Dilek Yılmaz Sanatın Yolculuğu için ”Protohistorik Dönemde Anadolu’da Hayat Ağacı Motifi” isimli yazısını yazdı.Kendisine teşekkür eder okumanızı tavsiye ederiz.
İnsanoğlu geçmişten günümüze uzanan yolculuğunda pek çok varlığı kutsal saymış, kutsal saydığı varlıkları yazıya, dile, dine, sanata dökerek günümüze ulaşmasını sağlamıştır. İnsanoğlu’nun bu kutsal saydığı varoluşlardan belki de en bilinenlerden bir tanesi ağaçtır. Ağaçlar hakkında ilk devirlerden bu yana hemen hemen bütün toplumlar çok sayıda mit ve inanç geliştirmişlerdir öyle ki ağaç, insanoğlu için ruhsal, fiziksel ve öteki dünyanın sürekli olarak kutsallığını ve hayatı simgeleyen doğal bir form olmuştur ve genellikle tanrısallığı ya da dinsel bir oluşumu simgelemiştir.
Ağacın insan hayatı üzerinde bu kadar etkili olmasının pek çok sebepleri vardır. Bunda kışın yapraklarını dökerek canlılığını yitirmesi baharda ise yapraklarını tekrar açarak hayata geri dönmesi insanoğlunun bilincinde yatan ölüm korkusuna umut katarak canlı tutmuş olabilir. Doğu toplumlarında çok yaygın bir biçimde mimari ve küçük el sanatlarında kullanıldığı bilinen bu ağaç motifleri insanoğlu için oldukça önemlidir. Kutsallık yönünden önemi büyük olan bu ağaçlardan hakkında en çok mit üretilen ve efsanelere konu olan ise “Hayat Ağacı” olmuştur. Hayat ağacı miti, dünyada en yaygın inançlardan biridir ve ağaç kültüyle ilgili bütün inançların kökeninde hayat ağacı teması bulunmaktadır.
En eski inanışlardan biri olduğu anlaşılan hayat ağacına ilişkin ilk izlere MÖ. 3.bin yıl ve sonrasında Aşağı Mezopotamya’da rastlanır. İki hayvan arasındaki bitkiye bir olasılıkla, yaşam ve ölüm arasındaki sürekli döngünün sembolü olarak Sumerler’de rastlanmaktadır. Ancak bu sahnelerin en belirgin öğeleri kutsal hayat ağacı ve kuş başlı yaratık betimleri Hurri kökenli olmakla birlikte Hitit ve Assur mühürlerinde yoğunlaşırlar.3 Hayat ağacı motifi Sumer, Babil, Hurri, Hitit, Geç Hitit, Assur, Frig, Mitanni, Urartu gibi pek çok kültürde vardır ve bazı yerlerde bezeme öğesi ya da tapınım sahnesindeki ana öğe olarak karşımıza çıkar. Bu sunumun konusunda ise biz Hayat Ağacı motifinin Protohistorik dönemde karşımıza çıkan örneklerini ele alacağız.
Sumer mitolojisi hayat ağacı motifinin en erken ortaya çıktığı uygarlıklardan biridir. Sumer dininde hayat ağacı temasına sıklıkla rastlanır. Sumer yaratılış efsanesinin temelinde kutsal ağaç veya yaşama bereket ve verimlilik veren bitki? motifi bulunur. Sumer mitolojisinin önemli kahramanlarından Etana’da bu bitkiyi bir çocuk sahibi olmak için aramaya koyulmuş, bu amacında başarılı olmuş ancak başarısının sonucunu göremeden yüksekten düşerek ölmüştür.
Bir başka Sumer mitosu olan Gılgamış destanında ise arkadaşı Enkidu’nun ölümüyle yıkılan Gılgamış, sonsuz yaşamın sırrını bulmak için uzun ve zorlu bir yolculuğa koyulur sonunda ise başarılı olup Utnapistim’den yerini öğrendiği ölümsüzlük bitkisini aramaya çıkar ve onu bulur ancak bir yılan gelir bu bitkiyi kendisinden çalar ve Gılgamış yılanın gençleştiğini görür. Bu mitosta hayat ağacı yerine bitkinin sağladığı ölümsüzlük işlenmektedir.5 Hayat ağacının en güzel betimlendiği örneklerden bir tanesi de Orta Mezopotamya’da bulunan Mari sarayında Kral Zimri- lim,Tanrıça İştar, hayat ağacı ve sfenksi birlikte aynı sahnede gösteren fresktir.
Assur Ticaret Kolonileri Çağı’nda özellikle Kaneş Karumu’nda ve Acemhöyük’te bulunan ve Nimet Özgüç tarafından “Anadolu Grubu Mühürleri” olarak adlandırılan mühür gruplarında Hayat Ağacı motifleriyle karşılaşırız. Çağın gliptik sanatına çok önemli katkıda bulunan bu grupta özellikle damga mühür baskılarında görülen Tanrı ve Tanrıçalar, nehir kenarında büyüyen küçük yapraklara sahip ağaçların gölgesinde oturmaktadırlar. Gür bir ırmağın kenarından yükselen küçük yapraklı, kalın gövdeli bir ağacın altında oturan tanrıçanın bir Bitki-Tanrıçası olup olmadığını bilmiyoruz ancak ağaç motifinin burada kutsallığından söz edebiliriz. Yine Nimet Özgüç tarafından “Anadolu Grubu Mühürleri” nde ele alınan Kaneş Karumu’un ikinci katında bulunan bir başka bir mühürde hayvanlarla dolu bir çevresi olan ve bir hayat ağacının önünde oturan Kaneş Baş Tanrıçasını görmekteyiz. Tanrıça bir elinde kadeh, diğerinde hydria’dan çıkan kamışı tutmaktadır. Uzun bir elbise ve bere giymektedir. Başına kuşlar tünemiş ve karışık varlıklar, hayvanlar ve bitkilerden oluşan zengin bir çevre ile tasvir edilmiştir
Koloni Çağı’ndan sonra gelen Hitit devrinde ağaç motifi daha farklı bir hal almaktadır. Hititlerde kutsal bir anlamı olan ve pek çok yerde bahsi geçen ağaca Hitit metinlerinde Eya ağacı denmektedir (GİS EYA).
Hitit Sanatı’nda pek çok yerde karşımıza çıkan bu motiften Boğazköy metinlerinden birinde yapraklarını dökmez şeklinde bahsedilmekte, kral ve kraliçenin sözlerinin de bu ağaç gibi ebedi olması istenmektedir. Yani çok yaşayan ve yapraklarını dökmeyen, daima yeşil olan bir ağaç; muhtemelen çam ağacıdır. Bitki Tanrısı Telepinu’nun efsanesinde yer alan Eya ağacından koyun tulumu sarkar, bu tulumun içinde koyunun yağı, tahıl tanrısı, şarap, sığır ve koyun, uzun yıllar ve nesiller boyu korunmuştur. Ayrıca tulumun içinde kuzunun yumuşak melemesi(?), devamlı bolluk(?), bereket durur. New York’taki Metropolitan Museum’da bulunan Norbert Schimmel Kolleksiyonuna ait geyik biçimli gümüş riton üzerindeki figürler, bu çiviyazılı efsane metniyle anlamsal olarak benzerlik göstermektedir
Bu ritondaki tapınma sahnesinde X biçiminde hayvan bacaklı sandalyede oturan uzun giysili tanrısal bir figür, onun önünde geyiğin sırtında ayakta duran, bir elinde atmaca diğer elinde asa taşıyan kısa elbiseli genç tanrı görünmektedir. Bunların önünde sol tarafta ayakta iki ve diz çökmüş bir erkek betimi görülmektedir. Bunlar bir tören alayının figürlerini anımsatır. Bu grubun öndeki figürü olası kral-baş rahip, uzun ayaklı gaga ağızlı bir testi ile yere (toprak üzerine) libasyon yapmakta; ikinci kişi ekmek sunucu; çömelmiş olan sağ eliyle kulplu ve boru biçimi akıtacağı olan bir kabı ileriye uzatmaktadır. Kurban sunan figürlerin olası rahiplerin sol elleri, dua pozisyonunda yukarı kalkık ve parmaklar kapalıdır. Bir tapınma sahnesini oluşturan bu betimlerin arkasında stilize bir ağaç yani eya ağacı bulunmaktadır ve altında ayaklarını toplamış uyuyan bir geyik; içi oklarla dolu duvara asılmış bir okdanlık, posttan kalkan veya tulum, toprağa saplanmış dikey duran iki mızrak yer alır. Norbert Schimmel koleksiyonunun geyik ritonundaki frizde betimlenen doğada yapılan kült töreninin paralelleri, Dresden mühürü ve Yozgat kökenli British Museum mühürlerinde gözlenmektedir. Söz konusu iki mührün kenar çember bezemesinde X bacaklı bir sandalyeye oturmuş uzun giysili, elinde yırtıcı kuş tutan tanrı, önünde libasyon yapan iki erkekten birincisi kartal başlı, başka bir deyimle kartal maskesi taşımaktadır. Tanrının arkasında geyik başıyla yazılmış ad, üç HH işareti, okdanlık, post/kalkan, yere saplanmış iki mızrak ve kutsal, yaprakları kışında yeşil kalan çam ağacı görülmektedir.
Hitit maden sanatının başyapıtlarından olan, Kınık (Kastamonu) kökenli bir çanak, yüksek oranda gümüş içeren bronzdan yapılmıştır bu çanağın dış yüzeyinde frizler halinde geyik avı, domuz avı, aslan ve boğa mücadelesi, hayat ağacının iki yanında griffonlar, öyküsel ve son derece doğal bir anlatımla repoussé tekniği ile işlenmiştir. Kabın ağız kısmında hiyeroglif yazıt; dibinde ise 3.8 cm çapında bir rozet görülmektedir. Pek çok Hitit eserinde yer alan bu motifi aynı zamanda taş eserlerde de görmekteyiz. Alaca Höyük ortostatlarında görülen av sahnelerinde yine bu motif karşımıza çıkmaktadır. Geyik avı konulu sahnede yer alan büyük geyik, hayat ağacı biçiminde bir bitkin arkasında, dingin bir yürüyüşte olduğu imajını verir.
Yine aynı motif Karatepe’nin kuzey kapısında, ortasında hayat ağacı motifi bulunan antitetik keçilerde de vardır.
Hayat ağacının en yoğun kullanıldığı Assur Sanatı’nda da, saray duvarlarında bezeme unsuru, kral mühründe ya da kabartmalarda kült unsuru olarak görmekteyiz. Assurlar’da büyük bir öneme sahip olan bu motif, Assur tanrısı yerine geçen kral ile birlikte önemli bir sembol olarak işlendiğini görmekteyiz.Assur belgelerinde İştar’dan “Hayat Ağacı Tanrıçası” olarak bahsedilmekte ve aynı zamanda bu ağaç Assur ülkesini ve kralını temsil etmektedir.
Hemen hemen tüm kültürlerde önemli bir yeri olan ağacın bir kült mü yoksa sadece doğal bir tasvir mi olduğu bazı çevrelerce tartışılmaktadır. Tanımlamada oluşan bu problemi von der Osten, doğal görünüşlü olanları “ağaç”, stilize olanları “kutsal ağaç” olarak ayırır ancak törenlerde yer olan ağaç biçimi ne olursa olsun kutsal ağaç olarak sembolize edilmelidir. Hayat ağacının önemi tek tanrılı dinlerde de görülmektedir. Havva’nın, Âdem’e yasak olan ağaçtan meyve yedirmesi ve bunun üzerine her ikisinin cezalandırılıp yeryüzüne gönderilmesi ve ölümsüzlüklerini kaybetmeleri insanoğlunun yüzyıllar boyu tekrar ölümsüz olmak için arayışlarında hayat ağacını simge olarak kullanmış olması mümkündür.
Sonuç olarak hayat ağacı hemen hemen bütün kültürlerde bir şekilde var olmuş ve önemli sayılmıştır. Var olduğu ilk dönemlerden, modern dönemlere kadar kullanımını gördüğümüz hayat ağacı, bugün otantik figürler olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu’da önemi hep var olan hayat ağacı Türk- İslam sanatında da pek çok şekilde yer almakta ve el sanatlarından, inançlara kadar her yerde karşımıza çıkmaktadır.
KAYNAKÇA
• Belli,O. “Urartularda Hayat Ağacı İnancı” Anadolu Araştırmaları,Sayı VIII,İstanbul 1982
• Çelik, N. “Hayat Ağacının Urartu Kült Törenlerindeki Yeri ve Önemi” ,Anadolu Araştırmaları, Sayı XV (Ayrı Basım), İstanbul 1999.
• Çambel, H. “Karatepe Heykeltraşlık Eserleri Hakkında Bazı Mülahazalar” Belleten XIII,TTK, Ankara 1949.
• Darga,M. Hitit Sanatı, Akbank Kültür ve Sanat Kitapları, İstanbul 1992 • Ertem, H. “ Noel Ağacının Kökeni Hakkında” Refik Duru’ya Armağan/Studies in Honour of Refik Duru,Ege Yayınları, İstanbul 2007
• Hooke, S. H. Ortadoğu Mitolojisi, İmge Kitapevi, İstanbul 1991 • Jackson, P.D Gılgamış Destanı, Arkadaş Yayınevi,Ankara, 2005
• Özgüç,N. Kültepe Mühür Baskılarında Anadolu Grubu,TTK, Ankara 1965
• Özgüç,N. “Gods and Goddesses with Identical Attributes During The Period of Old Assyrian Trade Colonies” Florilegium Anatolicum: Melanges Offerts a Emmanuel Laroche,Paris 1979
• Öztekin, S. “Dinlerde Hayat Ağacı” Ankara Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi,Ankara,2008 • Umurtak, G. “Hitit Sanatı Ders Notları” 2009
Arkeolog
Dilek Yılmaz

