Meşhed-Serahs yolu üzerinde bulunan yapı 1114-15 tarihleri arasında Büyük Selçuklu Merv valisi ve veziri olan Şerafeddin Ebu Tahir bin Sadettin bin Ali El Kumi tarafından yaptırıldığı ifade edilmektedir.
Ribat-ı Şerif, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah‟ın oğlu Ebu Şuca Muhammed zamanında yaptırılmıştır.
Yapı 1154-55 yılında yine Selçuklu Sultanı, Sultan Sencer‟in hanımı Terken Hatun tarafından onarılmıştır. Eyvan içinde stuko süslemeler ve yapıdaki tek nesih kitabe bu onarıma ait olmalıdır.
Kitabede Sultan Sencer ve Terken Hatun adları geçer. Yapıdaki kitabeler Serahs‟lı Ebu Mansur Esad bin Muhammed tarafından yazılmıştır. Tamamen tuğladan inşaa edilmiştir. Süslemede Karahanlı geleneği devam etmektedir. Yapı plan olarak iki avlulu bir düzenlemeye sahiptir. İlk avlu enine dikdörtgen planlı etrafı revaklı ve revak gerilerinde kubbeli mekanlar yer alır. İkinci bölümdeki avlu kareye yakın planlı ve revak düzenlemesi ve revak gerisindeki mekanlar diğer örneklerindeki gibi bir düzenleme vardır.
Kervansaray plan şeması olarak Karahanlı Döneminden Akçakale Kervansarayının devamı niteliğindedir.
Taç kapının iki yanındaki nişlerin her biri yonca yaprağı formunda ele alınmıştır. Dıştan ise iki merkezli sivri bir kemer içine alınmıştır. Taç kapı açıklığı dışarıda bir küfi yazı kuşağı ile çevrelenmiştir.
Buna karşılık terrakota tekniğindeki bezemesi dikkat çekicidir. Kapı açıklığını oluşturan sivri kemerin köşelikleri geometrik formda bir örgelerle tamamlanmıştır. Dikdörtgen planlı avludan kare planlı ikinci mekana eyvan tarzındaki bir kapı ile girilir.
Taç kapı üzerinde tuğla ile oluşturulmuş paralel kenarlardan oluşan bir bezeme görülmektedir. Taçkapının taşıyıcı duvarlara bitiştiği köşeleri ise yarım silindirik gofralar vardır. Buradaki taç kapı üzerinde panel şeklinde daha yüzeysel bir süsleme dikkati çeker. İkinci avluda girişin tam karşısında bulunan eyvan taç kapıyla aynı formda ve ölçülerdedir. Tıpkı taç kapı gibi etrafını kufi bir yazı kuşağı çevreler. Kemer köşelikleri de geometrik örgülerle doldurulmuştur. Benzer bir biçimde avluya açılan bu bölümdeki eyvanların cephelerinde de aynı tarzdaki süslemeler görülmektedir. Selçuklu eserlerinde çini malzeme yoğun olarak görülürken, bu yapıda herhangi bir çini izine rastlanmamıştır.







