Ağaç öykülerinden en bilineni Yunan mitolojisinde Apollon ve Daphne mitidir.
Apollon tanrı Daphne‟ye tutulur. Ama Daphne‟den yüz bulamaz. Korkup kaçmaya
başlayan güzel periyle Apollon arasında çılgınca bir kovalamaca başlar. Daphne kaçar
Apollon kovalar. Daphne tam yakalanmak üzereyken. Toprak Ana‟nın
„‟Gaia‟‟yardımını diler, dilediği anda da bir defne ağacına dönüşür. Hemen oracıkta
açılan toprağa saplanan kızın ayakları kök, saçları filiz olur.

Çin Mitolojisinde; „içi oyuk dut ağacı‟ ve „içi oyuk pavlonya‟ kavramları
vardır23. Ġkisi de hem bir oyuk hem de bir ağacı temsil etmektedir. Ayrıca bu iki
kavram, güneşlerin saklanabileceği bir ve hükümdarların ikamet edebileceği yer olarak
tasvir edilmektedir
Hz. Âdem ve Hz. Havva cennete yerleştirildiklerinde, bir tek ağaç dışında her
Şeyi yiyebilecekleri bildirilmiştir. Tevrat‟a göre Rab Allah‟ın cennette var ettiği iki
ağacın iki tanesi özel isim ve nitelikleriyle anılmaktadır ki bunlar „hayat ağacı‟ ve
meyvesinin Âdem ve Havva‟ya yenmesi yasaklanan „iyilik ve kötülüğü bilme ağacıdır‟.
Bu ağaçtan yemenin cezası ölüm olarak bildirilmiştir (TEKVİN, 2/9, 16,17)25. Tevrat‟ta,
“Şimdi elini uzatmasın ve hayat ağacından almasın ve yemesin ve ebediyen 
yaşamasın”
denilerek hayat ağacının ölümsüzlük bahĢetme durumu dile getirilmektedir (TEKVİN,
3/22)
Dünya topluluklarının ilk insanın yaratılışına dair mitlerinde „ağaçtan türeyen
insan inanışı son derece yaygındır. Dokuz dallı ağaçtan dokuz insanın türeyişi ve bu
dokuz kişiden dokuz ayrı boyun meydana gelişi ile ilgili Türk inanışını, diğer dünya
topluluklarında da çeşitli şekillerde görmek mümkündür. “ Türk düşünce sistemine
göre hayat ağacı, dokuz dallı ve dokuz köklüdür. Dokuz dalın sekizi, dünyanın sekiz
yönünü temsil etmektedir. Dokuzuncu dal ise, Tanrının evinin önündeki at kazığıdır.
Dokuz kökün sekizi, yine yer altının yönlerini sembolize ederken dokuzuncusu, yer altını
idare eden İrle Han‟ın evinin önündeki at kazığıdır”

Altay mitolojisine göre doğurmayan doğa olanaksız, doğuran doğa ise
olanaklıdır. Bu türden tasarımlarda ağaç, doğuran doğayı simgeler. Bir söylenceye göre
Tanrı Ülgen yeri yarattıktan sonra yeryüzünde yedi erkek ve yedi ağaç yaratır. Tanrı
Ülgen‟in yedi erkek ve yedi ağaç yaratması doğuran doğaya örnek olarak gösterilebilir.
Ayrıca yine Altay mitolojisine göre gökyüzüne doğru yükselen çok büyük bir çam ağacının varlığından söz edilir. Bu ağacın tepesinde Tanrı Ülgen‟in oturduğuna ve bu ağacın bir yanında Güneş bir yanında Ay olduğuna inanılır.
Altay mitolojisinden başka Yakut mitolojisine ait bir söylenceye göre Er
Sogotoh‟un evi, geniş bir düzlüğün ortasındadır. Burada bir yaşam ağacı vardır; kökleri
ölüler âlemine, tepesi gök katlarına uzanmaktadır. Köklerinden köpürerek yüzeye çıkan
yaĢam suyundan içen hayvanlar ve insanlar gençliklerini yeniden kazanmaktadır. Yakut
Türklerinde Kayın ağaçları kadar, Karaçamlar da önemli yer tutmuştur.
Biblografya:
B.Cömert, Mitoloji ve İkonoğrafi, Ankara, Deki Yayınları, 2010.
W. Eberhand, Çin Simgeleri, Sözlüğü, İstanbul 2000.
P. Ergun,Türk Kültüründe Ağaç Kültü, Ankara, AKM Yayınlar
M. Önder, Yeni Bulunan Selçuklu Devri Ejder Figürleri, Kültür ve Sanat, S.4, Ankara.
Tevrat

