Küçüklüğümden beri hep aileme benim isteklerimi ağlaya sızlaya yaptırır onlarında istekleri olduğunu çocuk olduğum için görmezdim veya görmek istemezdim.
Aylar,yıllar geçtikçe ailemdeki ve çevremdeki insanlarında var olduğu ve onların isteklerinin de olduğunu anlamaya başlamıştım ve bu bencillikten olabildiğince vazgeçmeye çalışıp çaba göstermiştim.Bencillikten uzaklaştıkça, ailemle ve çevremdekilerle bir şeyleri paylaştıkça ne kadar mutlu olduğumu fark ettim.
Üniversite yıllarımda her şey tam tersine dönmüş güzel olan her şey yıkılmıştı.Nedeni ise;üniversite ortamında herkesin (istisnalar hariç) bencil olduğunu fark etmiştim.Kimse kimseyle konuşmuyor,konuşmak istemiyordu.Her şey çıkar ilişkisine dayalıydı.Çıkarın varsa konuşur çıkarın varsa adam yerine konulursun.Sadece gerçek dost ve arkadaş bildiklerimiz size değer verip insan yerine koyuyordu.Öyle böyle bir şekilde mezun olduktan sonra arkamı dönüp baktığımda bir iki arkadaşım hariç kimseyle konuşmadığımı fark etmiştim.
Peki neden?
İşte bu sorunun yanıtını hala bulamadım.Benim tek isteğim herkesin birlik beraberlik içerisinde bir şeyler yapmasıydı.Ama olmadı kimse bir olmaya yanaşmıyordu veya yanaşma taraftarı değildi.Onlar da kendilerine göre haklı olabilirlerdi ama bir türlü duvarları aşıp ‘’ben’’cil olmak yerine bir olmayı başaramamıştık.
Mezun olduktan sonra yeni arkadaşlarla tanışmış birlik kurmak için çaba göstermeye başlamıştık. Ancak biz ne kadar çabalasak da hep birkaç arkadaşın aynı düşüncelerde olduğunu görmüştüm. Sorun bizde miydi diye düşünmüyor da değildim açıkçası…
Gel zaman git zaman bu durumun bizle alakalı olmadığını fark etmiştim. Televizyondaki haberleri izleyince anladım ki yakın komşularımızda hep savaş, terör, katliam vardı. Bunun nedeni her ülkenin benlik duygusuydu.Ne zaman ki bu ülkeler ve insanlar bir olur işte o zaman terör,savaş gibi felaketlerde yok olur…
Bizlerde ne zaman ben olmanın değil bir olmanın önemini anlayabilirsek işte o zaman her türlü engeli aşabileceğimizi görmüş oluruz…

