Hızır ve İlyas isimlerinin halk ağzında aldığı şekilden ibaret olan hıdrellez, kökü İslam öncesi eski Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu yaz bayramlarına dayanan, Hızır yahut Hızır ve İlyas kavramları etrafında dini bir muhtevaya bürünmüş halk bayramının adıdır.
Hıdırellez bugün kullanılmakta olan Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs günü kutlanmaktadır.Hıdrellez, halk arasında ölümsüzlük sırrına erdiklerine ve biri karada, diğeri denizde darda kalanlara yardım ettiklerine inanılan Hızır ve İlyas peygamberlerin yılda bir defa bir araya geldikleri gün olarak kabul edilir. Ancak bu beraberlikte, ismi yaşatılmasına rağmen uygulamada İlyas’ın şahsiyeti tamamıyla silinerek Hızır motifi öne çıkarılmıştır. Dolayısıyla bu bayramda icra edilen bütün merasimler Hızır’la ilgilidir. Bunun temel sebebi. İslam öncesi devirlerde yukarıda zikredilen üç büyük kültürün hakim olduğu alanda bu yaz bayramı vesilesiyle kültleri kutlanan insan üstü varlıkların daha ziyade Hızır’ın şahsiyetine uygun düşmesi ve onunla özdeşleşmesidir.
Yalnız Anadolu. Balkanlar, Kırım, Irak ve Suriye Türkleri’ne mahsus bir halk şenliği olan hıdrellezin buralarda özellikle 6 Mayıs ta kutlanması iklim ve tabiat şartlarıyla bağlantılıdır.Öte yandan 6 Mayıs, Türkler’in Anadolu’ya yahut daha genel bir ifadeyle Ortadoğu ya geldikten sonra tanıdıkları bir tarihtir. Zira Doğu Hıristiyanlığı’nın Aziz Yorgi (Aya Yorgi. Hagios Georgios, Saint George) ya da Yeşil Yorgi kültü bu tarihte kutlanmaktaydı. Doğu Hıristiyanlığı’nda çok önemli bir yeri olan bu kült zaman içinde Hızır-İlyas kültü ile birleşerek özdeşleşmiş ve bu suretle 6 Mayıs tarihi Ortadoğu ve Balkanlar’da hıristiyan- müslüman kültür etkileşimi sonucunda hem Aziz Yorgi hem de Hızır-İlyas kültünün iç içe girmesinin bir sonucu olarak kutlanmaya başlanmıştır.
Milattan önce lll. binyılın sonlarında , Mezopotamya ovasını sulayarak etrafı yeşillendiren Fırat ve Dicle nehirlerinin hayat verici gücünü simgeleyen Tammuz (Dumuzi) ilahı adına bahar mevsimi başlangıcında Mezopotamya’daki Ur şehrinde görkemli ayinler yapıldığını gösteren tabletler bulunmaktadır (James, s. 42). Tammuz, tabiatın ölüşü (sonbahar, ) ve dirilişiyle (ilkbahar, yaz ) birlikte ölen ve yeniden dirilen bir tanrı kabul edilmiştir (ER, IV, 512-5 13). Yeşillik ve bereketin timsali olan Tammuz kültü, İbraniler kanalıyla Suriye ve Mısır üzerinden eski Yunanistan’a ve Anadolu’ya geçmiş, burada da aynı tanrı Adonis adıyla tanınmıştır. Louvre Müzesi’nde bulunan Boğazköy tabletleri, benzer ayinlerin Hititler zamanında Anadolu’da yaz başlangıcında bitki ve yeşillik tanrısı Telipinus için icra edildiğini göstermektedir (James, s. 190- 192). Ayrıca eski İran’da yine yeşillik ve su kavramlarıyla ilgili Haurvatat ve Ameretat adlı iki tanrı için bahar mevsiminde özel ayinler yapıldığı, Nevruz’un da bunlardan doğduğu bilinmektedir (Widengren, s. 28, 35, 86, 126). Avesta’da dişi varlıklar olarak kabul edilen Haurvatat suların, Arneretat ise bitkilerin koruyucusudur.
Osmanlı Devleti’nde de hıdrellez kutlamalarının dini açıdan sakıncalı olup olmadığının tartışıldığı. XVI. yüzyılda Şeyhül islam Ebüssuüd Efendi’nin fetvalarından anlaşılmaktadır. Ebüssuüd Efendi. böyle bir günün kutsallığına inanmamak şartıyla sadece eğlenmenin , yiyip içmenin sakıncalı olmadığını söylemektedir.
Genellikle hıdrellez gecesi Hızır’ın yeryüzünde dolaştığı ve dakunduğu şeylere bereket getirdiği inancı çok yaygın olduğundan o gece evlerdeki yiyecek ve içeceklerin ağzının açık bırakılması dileklerin bir kağıda yazılarak gül ağaçlarının dibine konulması adet haline gelmiştir.
Dede Korkut’tan itibaren Ebu Müslim, Battal Gazi, Danişmend Gazi, Sarı Saltuk. Köroğlu gibi kahramanların hayatı etrafında teşekkül eden destani romanlarda gerek Hızır ve İlyas’ın kişilikleri, gerek hıdrellez günü, gerekse hıdırlıklarda devam eden sosyal faaliyetler ve gelenekler ekseninde yer yer hıdrellezin de zikredildiği görülür. Klasik Türk şairleri “evvel bahar” ı andıkları zaman genellikle hıdrellez günlerini kastetmekte ve baharı konu edinen şiirlerinde (bahariyye) ekseriya bu günleri anlatmaktadırlar. Bazı mesnevilerde de hıdrellez ve hıdırlık bir çevre öğesi olarak anılır. Hıdrellez ile alakalı zengin falklor malzemesinin bulunduğu en önemli eser Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sidir (bk. ll, 232-233; lll, 90 vd).
Kaynak:İslam Ansiklopedisi- AHMET YAŞAR OCAK


