Rokoko Sanat Akımı

17. yüzyılda doğan Barok üslup, hayli değişmiş olarak 18. yüzyılda da varlığını sürdürmüştür. Barok sanatın gölge-ışık karşıtlığına dayanan çarpıcı, içe işleyici dramatik etkisi giderek kaybolmuş ve yerini yumuşak hatta biraz gevşek bir üsluba bırakmıştır. Bu, seyirciyi etkilemekten çok oyalayan, göz alıcı ama o ölçüde yüzeysel bir üsluptur. Resimsel nitelikler zayıflamış, dekoratif,
süslemeci bir işlev ön plana geçmiştir. Bu dönemin saray ve köşklerinin iç dekorasyonu ve mobilyaları da bu yeni üslubu yansıtmaktadır. Sanat tarihçileri, bitkisel bezemelerin ve duvarları kaplayan resimlerin göz oyalayan, tasasız ve yaldızlı üslubunu “Rokoko” diye adlandırmışlardır. Bu sözcük, Fransızca “rocaille” sözünden gelmektedir. Rocaille, çürük yapılı taşların harçla
karıştırılmasıyla oluşturulan yapay kayalıklara verilen addır. Fransa‟da Barok Sanat, halkın güncel yaşamına inememiş, daha başlangıçta saray çevresinin tekeline girmiştir. 

Avrupa‟da siyasal ve ekonomik durum bozuldukça, saray bu tür açık hava eğlentilerine daha çok yönelmiş, tıpkı bizim Lale Devri‟nde olduğu gibi, sorunları halkın gözünden uzaklaştırmak için dedikodulu mesire eğlenceleri alıp yürümüştür. Rokoko resminde göz alıcı giysili hafif meşrep hanımların, peruklu, fraklı çapkın erkeklerin gönül ilişkileri günlük yaşamın olduğu gibi sanat yapıtlarının da başlıca konusu haline gelmiştir.

Sanatın dekorasyona kayması, sadece bir süsleme ögesi olarak görülmeye başlaması, aslında sakıncalı bir tutumdur. Sanatın anlatım olanaklarını alabildiğine kısıtlar, onu gerçeklerden koparıp yavanlaştırır. Bu yüzden kimi sanat tarihçileri, resmin bezemeye, heykelin porselen biblolara dönüştürüldüğü Rokoko sanatını bir çöküş üslubu diye tanımlarlar. Yine de özellikle Fransa sarayı
ve soylular çevresinin bazı yetenekli ressamları bu üslubu da özgün bir sanat düzeyine çıkarmayı başarmışlardır. Bu sanatçıların en önemlileri, Antoine Watteau, Fragonard ve Boucher‟dir.

Rokoko üslubu, onu meydana getiren şaşalı yaşam biçiminin çöküşüyle birlikte son bulmuştur. Avrupa 18. yüzyılın son çeyreğinde siyasal ve ekonomik çalkantılara sahne olmuştur. Bu kıtada ki en büyük olay, 1789 Fransız Devrimi‟yle krallık rejimi yıkılmasıdır. Bu yıllarda Paris‟te Neo-Klasizm adıyla yeni bir sanat akımı ortaya çıkmıştır. Rokoko son derece süslü ve hareketli bir sanatı tanımlamakla birlikte, Fransız kralı XV. Louis döneminde (1515-74) Fransa‟da etkin olan, Avusturya ve Almanyabaşta olmak üzere öteki ülkelere de sıçrayan son derece şatafatlı ve süslemeci tarzda bir sanat
akımıdır.

Rokoko sanatı, Barok‟un karmaşık ve kıvrımlı biçimlerini benimsemiş ancak ona göre çok daha hoppa ve zariftir. Biçimsel açıdan bakıldığında Rokoko‟da doğrusal çizgiler değil, baskın bir şekilde S kıvrımlarının kullanıldığı görülmektedir. Barok‟la olan biçimsel benzerliği dışında duyarlığa daha fazla seslenen renkler (örneğin gökyüzü mavisi, gül pembesi gibi) havai bir güzellik ve daha güçlü duygusal ifadeler tanımlamakta kullanılmıştır. Bu sanat rahatlığın ve canlılığın, doğalcı gözlemciliğin ve benzetmeciliğin baskın olduğu bir akımdır.

 

About

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required