Safeviler ve Sanat Eserleri

Safeviler, köken olarak Azerbaycan’ın Ardabil kentindeki bir Türkmen Sufi Şeyh ailesine dayanmaktadır. İlk olarak Şii müslümanlığın dini uygulaması ve yayılması için büyük bir hırsla çalışan şeyhler, devletin kurulumuna ve gelişimine büyük katkı sağlamışlardır. Şah İsmail 1501 yılında İran’daki Türkmen ve Timur’dan arta kalanları toplamaya başlayan safeviler büyük bir güç olma yolunda ilerledi. 1514 yılında Osmanlı ile savaşana kadar yenilgi görmeyen Safeviler, Osmanlı’nın gücüne ve tehditlerine karşı direnemeyek başkentlerini ilk önce Kazvin’e daha sonra da İsfahan’a taşıdılar.

Şah Abbas döneminde Safeviler hem siyasi hem de kültürel anlamda bir yükselme yaşaladı. Osmanlı’nın bulunduğu siyasi ve ekonomik durumu Safevilere rahat bir nefes aldırdı. Şah Abbas bu dönemde ekonomik bağlarını arttırmakla kalmadı ayrıca yükselişte olan Avrupa ile de temaslarını güçlendirdi. Bu temaslar 18. yüzyılın sonuna kadar refah seviyesini yükseltmekle kalmadı kültürel ve sanat açısından da bazı etkilerde bulundu.

İsfaha’nda bütün mahalleler çini ile kaplandı, anıtsa ve planlı yapılar inşa edilerek şehir uluslararası bir nam kazandı. Devlet sanat eserlerini tıpkı Avrupa rönesansında olduğu gibi sanatı ve sanatçıyı destekledi. O güne kadar yapılamamış kalite de ipek halılar, tekstil ürünleri ve atölyeleri kuruldu. Bununla birlikte minyatür sanatınıda büyük katkılar sunan safeviler kütüphane oluşturmak ve bilgileri kuşaklara arttırmak için minyatüre önem verdi.

18. yüzyılın sonlarında İran, Rusya’nın ve genişleyen Avrupa güçlerinin baskısını ve kültürünün etkisini iyice hissetmeye ve toplumunda baskın hale gelmeye başlayınca Safevilerde  çözülmeler meydana geldi. bu siyasi ortamda bölünmeler ve güçsüzlük yaşayan devlet başkenti Tahran’a taşıyarak tekrar birlik olma yolunda ilerledi.

Orta Asya’daki Timurlu bölgeler, Safeviler tarafından asla fethedilmedi. Moğolların torunları Uzbekler, oraya yerleşti ve 1500 civarında başlayan bir dizi Sünni Müslüman hanat (imparatorluk) kurdular.

 

Safeviler döneminde İran’da ortaya konulan mimari eserler ise oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. 1500-1836 yılları arasında hüküm süren Safevilerin inşa etmiş oldukları, cami, medrese, saray, manastır ve türbe yapıları, Büyük Selçuklu’nun etkilerinin yanı sıra Pers izlerini de görmek mümkündür.  Özellikle plan açısından Büyük Selçuklu’nun devamı niteliğindeki cami ve minareler, medrese ve türbe yapılarındaki kullanılan süslemeler ve malzemelerin benzerliği dikkat çekicidir.

Mimarisinin dışında el yazmalarıyla da öne çıkan Safeviler de özellikle Cafer El-Sadık’ın Falname’si Firdevs’inin Şahnamesi, Sadi’nin Külliyatı önemli el yazmalarıdır.

Ali Qapu Sarayı

Char Minar Camii

 

Chihil Sutun Sarayı

 

Haruni Vilayet Türbesi

 

Nadir Divan Tasavvuf Manastırı

 

 

Şah Camii

 

Şeyh Lütfullah Camii

Şeyh Safi Türbesi

Tilla Kari Medresesi

Vakil Camii

 

Foto Kaynak: Hans Munk Hansen&John Andersen

About

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required