Fars ve Türk edebiyatlarında kahramanlarının adıyla anılan bir aşk hikâyesi Varka ve Gülşah.
Bilinen ilk Varaķa ve Gülşâh, Gazneli Sultan Mahmud (998-1030) adına Ayyûkī tarafından Farsça yazılmıştır. Farsça ve Türkçe sözlüklerle bu mesneviye dair yayınlarda erkek kahramanın adı Varka şeklinde de geçmektedir.Varka ve Gülşah eseri takdim edilen hükümdar Sultan Mahmud ve Ebü’l-Kāsım diye anmıştır.Ayyûkī hakkında Gazneli Mahmud’un saray şairleri arasında yer alması ve Fars edebiyatının aşk konulu en eski mesnevisi Varaķa ve Gülşâh’ı nazmetmesi dışında bilgi yoktur.
Varaķa ve Gülşâh eseriArap menşeli bir aşk hikâyesidir ve Emevîler döneminde Benî Uzre kabilesinden Urve b. Hizâm ile amcasının kızı Afrâ arasında geçen aşk macerasından uyarlanmıştır.
Hikâye kısaca şöyledir: Hizâm ölünce kardeşi, Urve’yi himayesine alır. Urve ile Afrâ birlikte büyürler ve birbirlerini severler. Amcasından Afrâ’yı isteyen Urve amcasının hanımının istediği mihri karşılayamaz ve Yemen’de bulunan diğer amcasının yanına gider. Bu arada Afrâ, Şam’ın Belkā halkından bir kişiyle evlendirilir. Memleketine dönen Urve durumu öğrenince Şam’a gider. Şam’da Afrâ’nın kocası tarafından çok iyi karşılanır. Urve memleketine kederli ve mahcup bir şekilde dönerken yolda ölür ve Medine yakınlarında Kurâ vadisinde defnedilir. Afrâ da 670 yılında ölür ve Urve’nin mezarı yanında toprağa verilir. Her iki mezarın başına dikilen ağaçlar birbirine sarılmış şekilde büyür. Ayyûkī bu aşk hikâyesinin aslını korumakla birlikte kahramanların adını değiştirmiş, mekân ve kabileler için farklı isimler kullanmıştır. Özellikle Varaka’nın katıldığı savaşlar, gösterdiği kahramanlıklar, ölen iki sevgilinin daha sonra Hz. Peygamber’in duası ile dirilerek kırk yıl mutlu bir hayat sürmesi gibi menkıbeler Ayyûkī tarafından eklenmiştir.
Yapıtın minyatürlerinde çizgi ve renk, erken İslam minyatür sanatının diğer örneklerinde olduğu gibi soyutlayıcı biçimde kullanılmıştır. Figürlerin bulunduğu mekânlar ve doğa, simgesel olarak belirtilmiş, zemin kırmızı ve mavi renklerle boyanmış ve Selçuklu yapıtlarında da görülen öğelerle bezenmiştir.
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde kayıtlı Varaķa ve Gülşâh nüshasını ilk defa Ahmet Ateş tesbit ederek tanıtmıştır.Varaķa ve Gülşâh’ın konusu XII. yüzyılda Floire et blancheflor adlı romanla Ortaçağ Fransız edebiyatında da işlenmiştir.Varaka ve Gülşah hikâyesi Türk, Azerbaycan, Özbek, Türkmen, Kazak, Tacik, Fars ve Afgan edebiyatlarından günümüze kadar ulaşmıştır.


