Yılmaz Yapı Taah. ve Tic. Ltd. Şti tarafından yapılan Molla Fenari Camii (Constantinos Lips) restorasyonu hala devam ediyor.
Yaklaşık 3 senedir devam eden Molla Fenari Camii (Constantinos Lips) restorasyonu hala bitmedi.
Molla Fenari İsa Camii (Constantinos Lips) ;
Fatih semti Vatan Caddesi kenarında yer almaktadır. Geç Roma çağına ait bir mezarlık arazisi üzerinde, İmparator VI. Leon döneminde donanma kumandanı Konstantinos Lips tarafından kurulan manastırın kilisesi olarak inşa edilmiştir.
XIX. yüzyılda İstanbul’un Bizans dönemi eski eserleri üzerinde çalışma yapanlar, bu manastırın Fatih Camii yerinde olan On iki Havari (Hagioi Apostoloi) Kilisesi’ne yakın olduğunu göz önünde tutarak Fatih Külliyesi’nin darüşşifasının sonraları Demirciler Mescidi olarak adlandırılan mescidinin Libos (Lips) Manastırı kiliselerinin kalintısı olduğunu sanmışlardır. Türk araştırmacıları tarafından da benimsenen bu görüşün doğru olmadığı ve Libos Manastırı ile kilisesinin Fenari lsa Camii ile aynı yapı olduğu anlaşılmıştır. Kilise Hz. Meryem’e (Theotokos) sunulmuştur.Manastırın uzun tarihi geçmişi hakkında bilgi yoktur.
Kilisenin batı ve güney tarafını “L” biçiminde saran bir ek bina XIV. yüzyılda inşa edilmiş, böylece bina bir defa daha büyütülmüştür. Fenari isa Camii, ayrı dönemlere ait birbirine bitişik üç bölümden oluşur. En kuzeydeki en eski yapı, bir holü (narteks) takip eden esas mekanı dört sütunlu “kapalı Yunan haçı” biçimindedir. Dışarı taşkın esas apsisin iki yanında. yonca yaprağı biçiminde küçük mekanlar halinde bir çift “pastoforion” hücresi bulunur. Evvelce holün güney tarafında olan ahşap bir merdivenden kubbenin dışına çıkılıyordu. Burada hiçbir Bizans kilisesinde rastlanmayan bir özellik olarak kubbenin dört tarafında dört küçük şapel vardır. Hıristiyanların bu dini tesisi ne zaman boşalttıkları kesin olarak belli değilse de ll. Bayezid döneminde Fenarizadeler’den Kazasker Alaeddin Ali Efendi tarafından XV. yüzyıl sonlarında mescide çevrildiği bilinmektedir.

1929′- da yapılan arkeolejik incelemelerin birinde Aya Evdokia ikonası bulunmuş ve Arkeoloji Müzesi’nde muhafaza altına alınmıştır.
XVIII. yüzyıl sonlarında öncekine bitişik olarak inşa edilen güney kilisesinde yine bir dış holü takip eden ana mekan, örneklerine ancak son Bizans döneminde rastlanan “dehlizli tip” denilen sisteme göre yapılmıştır. Kare bir kitle halinde yükselen orta mekanın üstünü, kuzey kilisesindeki gibi 1831-1832’deki kasnak biçimi değiştirilmiş kubbe örter. Burada da orta mekanı “U ” biçiminde saran dehlizlerden ayıran sütunlar kaldırılarak iki büyük tuğla kemerle üst yapı desteklenmiştir. Güney kilisesinin dış doğu cephesi. XIII- XIV. yüzyıllar Bizans sanatında çok sevilen tuğla bezemelerle süslenmiştir. Bu bölümün bir duvarında pek az mozaik kalıntısı da bulunmuştur.
İyi ve bakımlı durumda 1. Dünya Savaşı yıllarına kadar gelen Fenari isa Camii 1918’deki büyük Fatih yangınında bir defa daha yanmış, memleketin içinde bulunduğu sıkıntılı yıllarda tamir edilemediğinden kırk yıl harabe halinde kalmıştır.
Bu yıllarda içinde çok çirkin şeyler yapılmış, bir ara atların kaçak olarak kesildiği mezbaha olmuş, sonunda teneke evlerden oluşan küçük bir mahalle caminin içine yerleşmiştir. Nihayet 1960’ta yapılan ciddi bir restorasyon sonunda Fenari İsa Camii ihya edilerek tekrar ibadete açılmıştır.Halkın Molla Fenari veya Kilise Camii olarak adlandırdığı Fenari İsa Camii’nin Türk dönemine ait minberini, yazılarını ve çok değerli olan malakari mihrabını kaybetmiştir.

