Sultan Sencer Türbesi

12. yüzyılın başında Tus’da bulunan Sultan Sancar Türbesi (1157) , o zamana kadar meydana getirilmiş türbelerin en muhteşemi olduğu gibi bu tarihten sonra yapılanlar arasında da en büyüklerindendir. 27 x 27 m. boyutlarındaki türbe, kare planlı olup üzeri kubbe ile örtülüdür.
Sultan Sancar Türbesi, Özkent Türbeleri ile beliren taç kapılı ve zengin süslemeli türbelerin dışında taç kapısız olduğu, gibi giriş kapısının bulunduğu cephe duvarı da diğer duvarlar gibi süslemesizdir. Ancak bu yapının asıl önemi, kademeli olarak yükselen geniş bir kubbe ile örtülmüş olmasıdır. 17 m’lik kubbe çapı ile İran ve Orta Asya’da o dönemde yaptırılan en geniş kubbeye sahiptir.

1157 tarihli Sultan Sancar (Sencer) türbesi, o zamana kadar meydana getirilmiş türbelerin en muhteşemi olduğu gibi, bu tarihten sonra yapılanlar arasında da en büyükler arasına girer. Şunu özellikle belirtmek gerekir ki; Sultan Sancar türbesi XII. yüzyıl İslâm dünyasının en muhteşem eseridir. Türbede 27×27 m. masif bir gövde, bunun üzerinde de kubbe bulunur. Masif duvarlarda kalınlık 5 metredir. Kare biçimdeki iki katlı galeri ile birlikte küpün yüksekliği 27 metreyi bulur. Bunun üzerinde de yuvarlak bir kasnağa oturan kubbe
yükselir. Sultan Sancar türbesinden bahseden zamanımız yazarlarının çoğu, İslâm coğrafyacısı Yakut’un bu bina hakkındaki yazılarına yer verirler. Nitekim Cengiz istilâsından bir kaç yıl önce Merv’i ziyaret etmiş olan Yakut: «Sultan Sancar türbesinin pencerelerinin, hemen yakınındaki camiye baktığını, dört köşe ve kubbeli bir yapı olan türbenin kubbesinin gök mavisi renkte olduğunu ve bu mavi kubbenin bir günlük mesafeden göründüğünü» belirtir. Eski kaynaklar, Sultan Sancar’ın bu binayı sağlığında yaptırdığını ve «âhiretevi» şeklinde adlandırdığını kaydederler. Eski tarihçilerin ifadelerine dayanarak bu noktaya değinmekten geri kalmayan Zasıpkin ise, ayrıca, yine
eski tarihçilerin: bu binanın Moğol tahribatından sağlam çıkışının onun sağlamlığından ileri geldiğine ve türbenin dünyanın en muhteşem yapılarından olduğuna dair ifadelerini nakletmekten de geri kalmaz. Çift katlı olan Sultan Sancar türbesi kubbesinin, mavi çinili dış kubbesi zamanın tahribatiyle ortadan kalktığından bu gün mevcut kubbede çini görülmez. îç kubbenin üstünün tuğlaları burmalı şekilde örülmüştür. Buna bakarak dış kubbe örgüsünün de burmalı olabileceği tahmin edilebilir.

Sultan Sancar türbesi, kubbede çift kat uygulamasının ilk ve tek örneği değildir. Bundan önce ve bundan sonra da, bu tür uygulamadan örnekler görülür. Nitekim XI. yüzyıl yapıları arasında Tus, Serahs ve Mihne’deki Selçuklu eseri türbeler arasında çift katlı kubbeli türbeler vardır. Bilindiği üzere, ilerde ayni tarz uygulama bir kısım Osmanlı türbelerinde de görülecektir. Bu yüzyılın başından beri İran ve Orta Asya sanatına ilgi duyan sanat tarihçilerinin hemen hepsinin, Sultan Sancar türbesinin taşıdığı önemi dikkatten kaçırmadıkları söylenebilir(‘). Bu arada Zasıpkin ve Pugaçenkova’nın(2) ise oldukça iyi değerlendirmede bulunduklarını söylemek mümkündür.

Sultan Sancar türbesi, Uzgend türbeleri ile beliren portalli ve zengin süslemeli türbeler çığırının dışında bir eserdir. Portalsiz olduğu gibi, giriş kapısının bulunduğu cephe duvarı da diğer duvarları gibi süslemesizdir. Bu durumuna ve Uzgend türbelerinin mütevazi ölçülerine karşılık muazzam ölçülere varan bir yapıdır. Türbe ölçülerinin, âdeta Selçuklu imparatorluğunun geniş sınırlarına özenen bir hali vardır.
Ancak bu yapının asıl önemi; 27×27 metre olan duvar boyutlarında değil, bu ölçü deki kubbeyle bir bütün halinde kazanılan estetik değerde, inşai yönden de, yapının geniş çaplı bir kubbeyle örtülmüş olmasındadır. Zira Sultan Sancer türbesi 17 metrelik çapı ile, o zamana kadar İran ve Orta Asya’da yapılan en geniş çaplı kubbedir. İstilâlara ve zamanın tahribatına rağmen, bu geniş kubbeli yapının ayakta kalması ise, onun sağlamlığının en somut kanıtını ortaya koymaktadır. Daha sonra bundan daha geniş kubbeli bina olarak Orta Asya’da Türkestan şehrinde XIV. yüzyılın ikinci yarısında Hoca Ahmed Yesevî külliyesi(‘), İran Azerbaycan’ında Sultaniye şehrinde İlhanlı
hükümdarı Olcaytu Hüdabende Türbesi yapılacaktır. Ahmed Yesevî külliyesinin büyük kubbesi 18 m. ile Sultan Sancar türbesini aşmıştır. XIV. yüzyılın ilk yarısının eseri olan Olcaytu Hüdabende türbesi ise 24. 40 m. lik çap ile ondan da büyük ölçüye ulaşmıştır.

 

Sultan Sancar türbesi, portalsiz kare gövdesi ile İsmail Samani türbesini andırırsa da, andırma burada kalır. Zira bu yönü hariç Sultan Sancar türbesi ondan bambaşkadır. Kare gövdenin üzerindeki iki katlı galeri, aşağıdaki masifliği hafifletici bir etkide bulunmaktadır. Galeri bölümünün duvar yüzeyleri süslemeli haliyle de aşağıdaki masif gövdeden farklıdır. Türbenin kubbesi, yuvarlak bir kasnak ile birlikte sekiz
kuvvetli kemer üzerine oturur. Galerinin her yüzünde bir dar bir geniş şekilde sıralanan beş kemer vardır. Galeri ve kubbe birleşimi gayet ahenkli şekilde başarılmıştır. Açılan pencere ile tromplara ayni zamanda aydınlanma yeri görevi de yaptırılmıştır. Galeri ve
kubbe gerçekten büyük bir ustalık eseridir. Kubbe tepede sekiz köşeli bir yıldız teşkil eder. Galerinin içi alabastırlı sıva ile sıvanmıştır. Bunun üzerinde süslemeler vardır. Sekiz köşeli tromp sahalarında ise istelâktit süslemeler bulunmaktadır.

Türk yapılarında istelâktit daha önce de kullanılmıştı. Örneğin Manakeldi kervansarayı ve Ribât-ı Melik’te istelâktit vardı. Ancak onlardaki istelâktit mimari konstrüksiyona bağlı idi. Burada ise istelâktit süsleme amacı ile yapılmıştır. Bu bakımdan, Sultan Sancar türbesi süsleme amacı ile ilk defa istelâktit kullanılan bir bina olarak da önem arzeder.

Masif bir gövde üzerinde hareketli galerilerle, zarif ve hafif kubbeyi muazzam ölçüler içinde ahenkli şekilde birleştiren, bu önemli yapının mimarının adı, arkeolog Viyatkin tarafından türbe içindeki yazılardan Serahslı Muhammed bin Atsız olarak okunmuştur. Böylece mimarın bir Türk olduğu kesinlikle belli olmaktadır. Zira, «Atsız » sadece Türklere özgü bir addır. Bu husus, ayrıca, Türk devletleri zamanında İran ve Türkistan’da mimari eserlerin İran asıllı mimar ve ustalara yaptırıldığına dair görüşleri çürütecek güçteki örneklerden biridir O Sultan Sancar türbesinin küp şeklindeki gövdesi üzerinde galerileri müteakip yükselen kubbesi ile bütünleşen genel manzaraya bakılarak, bu türbede Budist Türklerin yaptığı Kaşgar bölgesindeki stupaların etkisinden  bahsedilmiştir. Sultan Sancar türbesi ile stupalar arasında siluet yönünden benzerlik gerçek olmakla beraber, önemli mimari sorunların başarı ile halledildiği bir yapı olması bakımından onun içi dolu stupalardan tamamen ayrıldığı da bir gerçektir. Selçuklu yapıları, elbette daha öncesinin Türk yapılarından etki ve öğeler taşıyacaktı. Bundan doğal bir şey de olamazdı. Buradan hareketle, şayet, stupalarla bunun arasında bir ilişki aranırsa, kuşkusuz bu ilişki bir siluet benzerliğinden öteye gidemiyecektir. Zira, bunda stupalarda olmayan çok şey vardır. Sultan Sancar türbesi, Türk mimarisinin gelişme zinciri üzerindeki büyük ve önemli halkalardan biridir. Bu bina, bölgesel ve geleneksel atmosfer içinde, Türk mimarının, büyük ölçüdeki bir kare üzerine, o zamana kadar ulaşılanın çok ilerisinde geniş, zarif ve sağlam bir kubbe uygulamasında bulunuşunun ve ahenkli bir bütünlük içinde anıtsal bir mimari eser yaratışının somut örneğini vermektedir.

About

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required