Urfa Bölgesinin Arkeolojideki Yeri-Liana Yontan

İçmimar ve Çevre Tasarımcısı, İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Liana Yontan Sanatın Yolculuğu için ”Urfa Bölgesinin Arkeolojideki Yeri” yazısını yazdı.Okumanızı tavsiye ederiz.

Urfa bölgesinde arkeolojik çalışmalar;1950’li yılların başında Sultantepe,Harran ve Aşağı Yarımca’da bulunan höyüklerde yapılan kısa süreli kazılar dışında,genellikle 1970’li yılların sonlarından itibaren başlamıştır (Çelik 2008:3).

urfa bölgesi

Tüm devirlerde,ikamet etmek ve yaşamak için tercih edilen Urfa bölgesi,topraklarının verimliliği ve Anadolu ile Mezopotamya arasındaki doğal sınırlar üzerinde bulunuyor olması,büyük imparatorlukların gözünden kaçmamış,her medeniyet tarafından bu bölgeye özel bir önem verilmiştir (Çelik 2008:3).

1997 yılında,Balıklıgöl’ün yanı başında bulunan Yeni Mahalle semtinde kazılar yapılmış,Urfa kent merkezinin yaklaşık olarak MÖ 8600 veya 9400 yılında kurulmuş olduğu anlaşılmıştır (Çelik 2000:4-6;2007:165-178).
Topoğrafik açıdan da çeşitlilik gösteren bu engin çevre içinde,geniş Suruç,Urfa-Harran ve Viranşehir Ovalarının yanı sıra,kuzeyde başlıca Samsat-Cümcüme-Arapkantara-Lidar ve batıda Halfeti-Birecik başta olmak üzere,Fırat boyunca uzanan dar alüvyon şerit de,ilk dönemlerden bu yana yerleşim olarak her zaman tercih edilmiştir
(Hauptmann 2007:132).

urfa

 

Ayrıca Urfa bölgesinin sıra dışı topoğrafik yapısı bitki örtüsünü zenginleştirmiş,buna bağlı olarak göç hayvanlarının ilkbahar ve sonbahar aylarında bölgenin uğrak yeri haline dönüşmesine sebep olmuştur.Urfa ve çevresinin cazibe merkezi oluşunun bir başka önemli etkeni ise Neolitik döneminden itibaren kurulmuş olan ilk yerleşimlere ve kült yerlerine merkezlik etmiş olmasıdır (Çelik 2008:3).urfa bölgesi2

Bölgenin önemini arttıran bir diğer unsur da Neolitik dönemden itibaren başlayan Mezopotamya ile Anadolu arasındaki ticaret yolu üzerinde bulunuyor olmasıdır.Bu durum,bölgenin ticari ve kültürel yönden zenginleşmesine ve tarih öncesinden itibaren görkemli medeniyetlerin kurulmasına sebep olmuştur (Çelik 2008:3).

Urfa bölgesinde ele geçmiş arkeolojik buluntuların genelde Suriye ve Mezopotamya ile benzer olması,Urfa kronolojisinin bu bölgelere göre yapılmasını zorunlu hale getirmiştir.Anadolu kökenli buluntular çok nadir olmakla beraber,daha çok Neolitik,Geç Tunç,Demir,Helenistik,Roma ve Bizans devrinde görülmektedir (Çelik 2008:4).

Kaynak:Çelik 2003

 

İçmimar ve Çevre Tasarımcısı,

İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi

Liana Yontan

You may also like...

Your email will not be published. Name and Email fields are required